Bir evde o kadar kitap oldu mu başın belaya girer, herkes gibi işinde gücünde olsalardı bunlar yaşanmazdı. Bunları duyunca o kadar kırıldım ki. Hiçbir suç yükleyemedikleri için kitap okumak diye bir suç icat ettiler. Cehaletin övgüsünü yapıyorlar. Örgütlü cehalet bu ülkede çok güçlü sorsan kabul etmezler ama hepsi doğal olarak kültür sanat düşmanı..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beklemek deyince aklıma hep Walter Benjamin‘in Portbou‘daki trajik intiharı geliyor. Nazilerden kaçmak için her şeyi yapan, arkadaşlarıyla İspanya’yı yaya geçen ve Portekiz’e, oradan da Amerika’ya gitmek isteyen filozofun Gestapo’nun eline düşme ihtimalini düşünerek otel odasında morfinle canına kıyması, işkenceyi bekleme işkencesindense hayatına son vermeyi yeğlediğini gösteren müthiş bir örnek..
İşkence, insanın buluşu. Tekerleği bulan o zeki, yaratıcı insan soyu, belki de tekerlekten önce işkenceyi icat ediyor. Hayvanlar aleminde böyle bir şey yok; ne içgüdüsel ne bilinçli. Öfkelenebilirler, hırlayabilirler, bir aslan kükrer, bir köpek dişlerini gösterir ama acı cektirmeyi bilmezler, çünkü onu icat etmemişler. İşkence, insanın kötü zekasının sonucu;
Kalp her şeyi beyinden önce seziyor. Kalp,sadece kan pompalayan bir kas değil; Eski Mısırlılar haklıydı; o , ruhun bir parçası, korkunun ilk başladığı yer. Kötü bir şey olacağı hissi düşünceden önce geliyor; beyin korkuyu kelimelere dökmeden kalp çoktan etkilenmeye başlamış.