Atatürk 1927’de ve cumhuriyetten sonra ilk defa İstanbul’a giderken, karaları, denizleri saran kalabalıklar için, Hamdullah Suphi’ye:
-Bu gördüğün kalabalık, gün gelir, insanı linç etmek için de böyle toplanabilir; onun sevgisine de, nefretine de fazla güvenilmez…” demişti.
O kalabalıkları iyi ve daha yakından tanırdı. Onun için Mustafa Kemal, kalabalıklara teslim olan adam değil, onları kumanda eden adamdı.
“Köylü efendimizdir, onun temiz huzurunda hepimiz, saygıyla eğilmeliyiz, topraksız köylü kalmamalıdır!
Toprak kanununun bir neticeye varmasını, Meclisin yüksek hizmetinden beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin, geçineceği ve çalışacağı toprağa malik olması, behemehal lazımdır.” Nutuk 1922
Atatürk devlet idaresinde, istiklalci, cumhuriyetçi ve demokratik rejimci olarak tarif etmek lazımdır.
1930’da durum elverir vermez, muhalefet partisi, bizzat Atatürk tarafından istenmiştir. Eğer sağlığı müsaade etseydi, belki de İkinci Cihan Harbinden önce bile eserini tamamlayacaktı. Çünkü Atatürk, cumhuriyetin ve milletin hakimiyetinin, iktidar ve muhalefet partileri rejiminden olacağına yürekten inanmaktaydı.