Küçüklüğümde arkadaşlarımızla biraraya gelerek organize bir şekilde mahallemizde bulunan meyva ağaçlarından-sahiplerinden gizli- meyveler toplardık. Kendi aramızda bahçesine göre operasyon isimleri bile vermiştik. " Eriklere dalmak, Dutlara dalmak, Elmalara dalmak,..." Çoğu zaman operasyonlar hezimetle sonuçlanır, bahçe sahibi fark eder hatta işi biraz da abartarak ikinci üçüncü kattan kafamıza patates fırlatırdı. Hiç zorumuza gitmez, kendimizi ayıplamazdık. Aksine hoşumuza dahi gider, kaçar bir köşede gülüşe gülüşe kopardığımız meyveleri yerdik. Zamanla canımızı yaktığı halde bizi mutlu eden, kıkır kıkır güldüren o patateslerin yerlerini insanların samimiyetsizlikleri, umursamamazlıkları, küçümser bakışları aldı. Patatesten canımız yanardı ama gülebiliyorduk. Bilhassa şimdi mimikleri yüreğimize otursa da canımız yansa da gülümsemelerimizden yoksun değiliz..