Sen de bir ışık var. Bir takım önemli şeyleri, daha önemli saydığı başka şeyler uğruna feda edebilecek bir varlığın iradesindeki ışık. Gözler. Bu ışık gözlerde gösterir kendini.
Her şeyi hatırlıyorum, o karar verdiğim an hariç. Tuhaftır hiç suçluluk duymuyorum. Eskiden, para için yatan kızları, hayatın başka seçenek bırakmadığı insanlar olarak görürdüm. Şimdi bunun doğru olmadığını fark ediyorum. Evet ya da hayır diyebilirdim, beni herhangi birini kabul etmeye zorlayan yoktu.
Sokaklarda yürüyor, gelip geçenlere bakıyorum; onlar kendi hayatlarını seçebildiler mi acaba?
Ama İnsan oğlunu tasarılarında hiç yeri olmayan yönlere saptırabilecek bir duygu daha vardı: umutsuzluk. Evet, aşk belki kişiyi dönüştürebilir; ne var ki umutsuzluk bunu çok daha hızlı başarır.
Artist olmak gencken çok güzel, ama ömrü güzelliginin ömrü kadar, o da üç aşağı beş yukarı otuzunda biter. Yani, yararlan endamından, kendine namuslu, seni sevebilecek bir oğlan bul ve rica ediyorum sana, evlen. Aşkı çok fazla düşünmeyeceksin. Başta ben de babanı sevmezdim, ama para her geyi satın alır, hatta gerçek aşkı bile. Gelgelelim, baban zengin de olamadı!
Dost tavsiyesi olarak berbattı, ama ana tavsiyesi olarak mükemmeldi bu.