H.tugce

H.tugce
Allah tan korkuyorum diyenlerden bolca bolca korktuğumuz bir zaman
Izmir, 25 Ekim 1981
508 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Bırakmıyorum dediğim her şeyi, tutanın ben olduğumu anladığım da bu inancımı da bıraktım. Kendimi yargılamam için içime yerleştirilmiş olan inançlarımı bıraktım. Kendim için bir şey yaptığımda, başkasını üzeceğime, inanmayı bıraktım. Sevilmek için yaşamayı bıraktım. Herkesi sevmem gerektiğine inanmayı bıraktım. Olduğum gibi olmamı engelleyen her şeyi bıraktım. Olduğum gibi olduğumda beni kabul etmeyen kişilere kendimi kabul ettirme çabamı bıraktım. Değersizlik duygumu bıraktım. Yetersizlik hissi mi bıraktım. Herkese yetmem gerektiğim inancımı bıraktım. Yardım edebileceğim için birilerine yardım etmem gerektiği inancını bıraktım. Güçlü olmam gerektiği yalanına inanmayı bıraktım. Üzülmemem, öfkelenmemem gerektiğine nasıl inandım bilmiyorum ama onları da bıraktım. Bırakmanın zor olduğuna dair inancımı da bıraktım. Diğerlerinden farklı düşünüyorum diye yanlış olduğum inancını bıraktım. Yanlış olmaktan korkmayı bıraktım.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Er geç sevdanın tanyeri atacak inanıyorum bu inanç değilmi ki bizi ayakta tutan inanç değil mi alnımızı her toprağa koyuşta yüzümüzü ağartan ki bu yangınlı bir sevdadır uzundur unutulmazdır... Umut bizimle olmalı Umutsuzluk bizden uzak olmalı kusursuz bir sabahı karşılamaksa umut umut her an yürekte uyanıksa sancılıysa sevdalanmak acıyla karışıksa vaktidir bu şarkıyı öyle söylemek yani umutlu...
Doğan Cüceloğlu: “Ben Amerika'da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika'da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle. Türkiye'ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye'de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur. Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir. Sanki eğitilmiş Amerikalı.... Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerine düşünmek lâzım. Benim analığım yörüktü. Annem öldükten sonra babam yeniden evlendi. Biz ona anne demedik, Ayşe teyze dedik. Ben daha on yaşındayım, sapanla vicik dediğimiz küçücük bir kuşu vurmaya çalışıyorum. 'Vurma oğlum' dedi. Ben, sen ne bilirsin Yörük karısı tavrı içinde, 'Ne var parmak gibi küp küçücük kuş' dedim. Analığımın cevabı:'Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu? Allah her birine bir can vermiş. Vurma yavrum günah.' dedi. Şu derinliğe bakın. Okuma yazması yok bu kadının. Yıllar Sonra bunun anlamını anladım. Anladığım zaman ağlamaya başladım. Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki Amerikalı kadın, ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı. Ne oluyor dedi. O kadar mutluydum ki, 'çok mutluyum' dedim ağlayarak. Kendi kendime 'Ya Rabbi! Çok şükür. Sağken bunun farkına vardım. Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey
bir kadın, karanLığın içinde sessizce, kaybettiği diLi arıyor. buLursa ne mi yapacak ? susacak ...