Kime dokunsan ah ediyor. Kime yaklaşsan nefret yumağı... Hangi göze dokunsan ağlamaklı... Kimin yüreğine değse yüreğin,
cam kesiği sancılara gebe... Madem herkes masum,söyleyin kim çaldı insanların şükrünü? İnsanların kalbinden sevgi
mayasını kim söküp aldı?Kim yırttı insanların yüzündeki gülüşü? Kalplere düşen ateşin sebebi kim?
Giderken bıraktığın o veda
sözcüğünün,usulca kanattığı
bir yaradan ibaretim şimdi.
Bende her şey sen oldun. Sıla
sen,gurbet sen,ruh sen,suret sen...
Dua sen oldun,hacet sen...Beklenen
sen,özlenen sen,gündüz sen,gece sen...
Aşka dair tek hece sen...
Aşk, hayatımızı paylaştığımız ve aynı yastığa baş koyduğumuz,fikri, zikri ve düşüncesi zincire vurulmuş kendi benzerimizdir artık. Aşk,kendi koyduğumuz yasalara boyun eğmişliğimizdir. Velhasıl aşk, çocuğumuzun sağır ve dilsiz anası, maddeleştirdiğimiz hayatımızın sağmal yasası ve benliğimizin, bencilliğimizin boy aynasıdır artık...
Bir şiir düşecek zamana. Sahipsiz
birkaç satır. Birkaç gözyaşı.
Hatırlatacak bizi bazen bizden
olana. Bizden olmayanlar,ibretten
yoksun bir fatiha sıkıştırarak gıybet
molalarına. Bak sana bir de
güzel bir haber vereyim. Ölünce
"İyi insan"olacağız."Kıymet
bilenlerimiz çok olacak.
Bir gün biteceğiz sevgilim.
Ve kuru bir yaprak gibi düşeceğiz
hayatın hayat veren dalından. İki damla
yaş olup sürüleceğiz dünya denen
faninin yanaklarından. İşin hâsılası;
ÖLECEĞİZ SEVGİLİM!
"Aşk,sevda,hasret,
Hepsi bağrımda yüklü...
Yollar uzun,yollar dert taşıyor.
Çekin karanlık perdelerinizi yüreğinize,
Ben,sevdama gidiyorum,
Eşsiz bir diyara gidiyorum.
Orada sevdanın rengi kırmızıdır...
Orası,asra kazınmış bir sancıdır..."