Yazıyı, Sadi'nin "Bostan"ından bir alıntıyla bitirelim:
"Haberin var mi, ey kemikten kafes? Senin canın, nefes dedikleri bir kuştur! Kuş, bir kere ipten kurtulup kafesten çıktıktan sonra, ne kadar çalışırsan çalış, onu bir daha avlayamazsın. Sakın firsatı kaçırma, çünkü dünya bir tek nefesten ibarettir ve bilgin kimsenin nazarında bir nefeslik zaman dünyadan daha kiymetlidir. Vaktiyle dünyaya hükmeden İskender bile ölürken bir anda dünyayı bıraktı fakat dünyayı verip bir nefes alması mümkün olamadı.
Herkes ölür ve ne ektiyse onu biçer. Nihayet kendisinden iyi kötü bir isim kalır. Madem ki dostlar gitmiş, bizler de yoldayız, o hâlde bu kervansaraya niçin gönül verelim?
Dünya dilberine gönül bağlama. Bu dilber kiminle oturduysa onun kalbini koparmıştır.
İnsan bir kere mezara yatınca, yüzünün tozunu ancak kıyamet günü temizleyebilir. Şimdi gaflet yakasından başını kaldır ki yarın utançla önüne bakmayasın..."