Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,
Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:
Benim kadar titremez hicbir yiğit oğluna,
Hiçbir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.
Bin fersahtan duyanm kimle gülüştüğünü,
Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
Kimlerin rü'yâsına girdiğini bilirim.
İçlenme, tabîatteki yekpâre kederden,
Yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler:
Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
Onlarla giden günlerimiz dönmiyecekler!
Bir baharsın ki, nefis ıtrını bin rengiyle
Veremez bir yere toplansa bütün Hind ile Çin.
Derde düşmem bu bahar bir gül açılmazsa bile,
Rengin, ıtrın yetişir bahçemi doldurmak için..
Ne ki mevcûd ise âlemde, güzel, doğru, iyi;
Arayan fikri, bulan rûhu, seven sevgiliyi
Bize bahşetmiş olan Hazret-i
Rahmân'a şükür.
O büyük Rabb'e şükürler ki, ayak
bastığımız
Yeri halketti barınsın diyerek
varlığımız;
Ve yer üstünde hayâlin cereyânınca
uzun,
Serdi gök kubbeyi seyrânı için
rûhumuzun;
O büyük Rab ki, ışıklar yakıyor
göklerde,
Lûtfunun feyzini görsün diye insan
yerde;
En büyük nimete hamd, en küçük
ihsâna şükür.
O büyük Rab ki, ufuklar boyu
nîmetlerini,
Hüsn ü an, reng ü füsun, aşk ü cünûn
mahşerini
Gayrı kâfî görerek sevdiği biz kullarına
Şimdiden va'dediyor başka bir âlem
yarına;
Mâ-i Tesnîm'e şükür, Ravza-i Ridvân'a
şükür