Okudum onca kitabın içinde beni bu kadar hüzünlendiren etkileyen bir kitap daha hatırlamıyorum. Kendimi imkansız yarim kalan her satırında göz yaşlarına boguldugum film tadında kırık bir aşk hikayesininin içinde buldum. Evrensel duygu olan aşkın, sevginin özlemin hayatin önüne çektiği önlenemez engellerine rağmen gönüllerin gizlerinde yeşertti duyguydu. Ayrılıklar degil miydi aşkları değerli kılan.
Belki de önemli olan gidilecek yer ya da güzergah değil gitme fikrinin kendisi. Daimi göçebelik. Bir öte diyar fikri bakidir içimizde. Kimileri cennetteki Tuba ağacı misali. Kökleri var, var olmasina da toprağa bağlı değil, havada, yukarda. Kimilerinin kökleri göçebe.
Ben ağaçlardan en çok Tuba ağacına yakın hissettim kendimi.