Kadınlar tecavüze uğradıktan sonra bir et parçası gibi hissettiklerini söylediklerinde, birinin iradesi dışında içine girilmesi ile yenmesi arasında bir bağlantı olduğunu mu söylüyorlar? Bir kadın şöyle bildirir: “Bana kendimi bir et parçası gibi hissettirdi, bir delik gibi. Kocam bana bir kızın yalnızca düşünme becerisi olmayan bir hizmetçi olduğunu söyledi, bir delik, bir et parçası.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kapitalizme karşı olmadan faşizme karşı olanlar, bir barbarlığın içinden çıkan başka bir barbarlıktan yakınanlar, buzağı eti yemek isteyen ama buzağıyı öldürmek istemeyen insanlara benzer.
-Bertolt Brecht, “Writing the Truth: Five Difficulties”
George Orwell’in Hayvan Çiftliği romanında, hayvanların insan iktidarını devirdikten sonra ilk işleri kendilerine karşı kullanılan aletleri yok etmek olmuştur.
Et, Batı kültüründe uzun süredir kadının maruz kaldığı baskının metaforu olarak kullanıla gelmiştir. Bir kadına tecavüz ettikten sonra onu tüketme modeli, Zeus ve Metis’in hikâyesidir: “Zeus tarafından şehvetle arzulanan ve ondan kurtulmak için şekilden şekle giren Tanrıça Metis, sonunda yakalandı ve hamile kaldı.” Falcı bir kadın tarafından, eğer Metis ikinci kez doğurursa, doğan çocuğun kendisini tahttan indireceği konusunda uyarılan Zeus, Metis’i yuttu ve Metis’in ona karnının içinden akıl vermeye devam ettiğini iddia etti. Tüketim eril cinsel tutkunun son aşamasıymış gibi görünüyor. Zeus Metis’i bir lokmada yutmak için kelimelerle baştan çıkarmaya çalışıyor: “Metis’i tatlı sözlerle kandıran Zeus birdenbire ağzını açtı, onu midesine indirdi; bu Metis’in sonuydu.” Erkek merkezli kültürün vazgeçilmez bir bileşeni Zeus’un bu eylemlerinin üzerine inşa edilmiştir: cinsel olarak arzulanan objeyi tüketilebilir olarak görmek.