Hadiye GENÇER

Nesneleştirme bir ezenin başka bir varlığı nesne­ ye indirgemesini mümkün kılar. Ardından ezen, bu varlığı ona nesne muamelesi yaparak istismar eder: örneğin kadının hayır deme özgürlüğünü inkâr eden tecavüz ya da hayvanları yaşa­yan, soluk alan varlıklardan ölü objelere dönüştüren kesme ey­lemi. Bu süreç, bölümlere ya da şiddetle parçalara ayırmayı ve nihayet tüketmeyi içerir. Erkeklerin kadınları gerçek anlamıyla yediği olaylarla pek sık karşılaşmıyor olsak da hepimiz kadınla­rın görsel imgelerini devamlı tüketiriz.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer gettodaki koşulları kötüleştiren varlıklı aristokratlar gerçekten orada acı çekenlerin çığlıklarım duysa, kü­çük çocukların açlıktan yavaş yavaş ölümünü görse ya da insanlığın ve haysiyetin boğazlanmasına şahit olsaydı, öldürmeye devam ede­mezdi. Ama zenginler böyle dehşetlerden muaftır.... Eğer et yemek için öldürmeyi haklı çıkarabiliyorsanız, gettodaki koşulları da haklı çıkarabilirsiniz.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Alıntı
Tecavüz mağdurlarının ve dayak yiyen kadınla­rın özelinde, hayvanların ölüm tecrübesi, kadınların yaşarken deneyimlediklerini resmetme işlevi görür.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Alıntı
Tecavüz
Bunun bir örneğini tecavüz mağdurlarının ya da dayak yiyen kadınların şu sözlerinde görebiliriz: “Kendi­mi bir et parçası gibi hissettim.” Bu örnekte etin anlamı, kendi­sine değil, erkek şiddeti tarafından mağdur edilen bir kadının hissiyatına işaret eder. Kayıp gönderge olarak işlev gören etin anlamı, onu metafordan çekip çıkardığımızda apaçık ortaya çıkar: Hiç kimse gerçekten bir et parçası gibi hissedemez.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Alıntı
Munduruku halkı, toplumu kadının yönettiği ve cinsiyet rollerinin ters olduğu bir dönem olduğuna inanır. Tek istisna kadınların avlanamamasıdır. O zaman diliminde cinsel anlamda saldırgan olan ka­dınlardı. Erkeklerse cinsel olarak itaatkârdı ve kadınların işlerini yaparlardı. Kadınlar “kutsal borazanları” (iktidarın sembolleri) ve erkeklerin evlerini kontrol altında tutardı. Bu borazanlar, et adakları içeren ayinler isteyen atalarının ruhlarını ihtiva ederdi. Kadınlar avlanamadığı ve bu adakları sunamadığı için, erkekler borazanları ka­dınların elinden alıp egemenliklerini kurabildiler.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Alıntı