İnsanın müzmin kusurlarından biri de unutmayı hızlandırmak için kalbinde yeni yaralar açmaya razı gelmesiydi. Bazıları aklını uyuşturarak gerçekliğin ve hatıraların gece yarısı taaruzlarından, tuzaklarından, pusularından kaçmayı denerken bazıları da üstünkörü aşklarla kalbini uyuşturmayı seçiyordu.
Ruhumun ışığı sönmüş; yaşamak, köhne bir konağın karanlığında kara bir akrep aramaya dönmüştü. Oysa hayatlarımızı asıl zehirleyen akrepler değil hatıralardı.
Yalnızlık her gün yeni çehrelerle, yeni sızılarla kendini çoğaltıyor. Öyle ki, saf ve gerçek yalnızlığı bu dünyada ilk ben keşfetmişim gibi hissediyorum.