Hakan D.

Hırsızın hırsızlık için ev sahibinin onayını alma talebi
Bir zamanlar insanlar, ‘yarar' kavramının ahlâkî değerlere dayanarak tanımlanması gerektiğine, hiç kimsenin kendi çıkarını, başkasının hakkını ihlal ederek sağlayamayacağına inanırdı. Eğer şimdi insanların, neyi kendi çıkarları sayıyorlarsa, o uğurda beni herhangi bir şekilde kurban etme hakkına sahip olduğuna inanılıyorsa, eğer insanlar benim mallarımı, sırf ihtiyaçları var diye alma hakkına sahip olduklarına inanıyorlarsa...eve giren bir hırsız da aynı şeye inanmaktadır. Arada bir tek fark vardır: Eve giren hırsız eyleme geçmek için benim bunu onaylamamı beklemez.”
Reklam
Herhangi bir hükümetin tek kozu, suçluların tepesine binmektir. E, ortada yeterli sayıda suçlu yoksa, o zaman onları yaratmak gerekir. O kadar çok şeyi suç olarak ilan edersiniz ki, insanların yasaları ihlal etmeden yaşaması mümkün olmaz. Bir ülke dolusu yasaya uyan halkı kim ister? Bundan kimin ne çıkarı olabilir? Ama çıkardığınız yasalar uyulamaz, uygulanamaz, nesnel olarak yorumlanamaz şeylerse, o zaman bir ülke dolusu kanun kaçağı yaratırsınız. Ondan sonra da suçluluktan para kazanmaya başlarsınız. Sistem bu, Bay Rearden. Oyun bu. Bunu bir kere anladınız mı, sizinle iş görmek çok daha kolaylaşmış olur.”
Başarı anı
Yeryüzünde yaşayan hiç kimseye karşı öfkeli değildi. Tüm çektikleri artık uzaklarda kalmış bir sise dönüşmüştü. Hâlâ varlığını sürdüren, ama can yakacak gücü kalmayan bir ağrı gibi. O tür şeyler, şu anın gerçekliği karşısında ayakta duramazdı. Bugünün anlamı, güneş ışınlarının gümüş rengi lokomotif üzerindeki parıltısı kadar güçlüydü. Herkes görmek zorundaydı bunu artık. Kimse kuşku duyamazdı. Nefret edebileceği hiç kimse yoktu.
“Jim, Nat Taggart’la ilgili bir hikâye anlatılıp durulur, biliyor musun? Rakiplerinden yalnızca bir tekine hayranlık duyduğunu söylemiş, ‘Halk cehennemin dibine!’ diyen adama. ‘Keşke bunu ilk söyleyen ben olsaydım,’ demiş.”
“Bu teklifinizin Dagny için, benim için, Taggart Transcontinental’daki herkes için ne anlama geldiğini size söylemem gerekmediğini biliyorum. Zaten biliyorsunuz. Bize güvenebileceğinizi de biliyorsunuz. Ama...bundan Jim Taggart’ın da yararlanacağını düşünmek korkunç bir şey...onu ve onun gibileri sizin kurtarmanız...hele de onların yaptıklarından sonra.. Rearden güldü. “Eddie, onun gibilere neden aldırış ediyorsun? Biz bir ekspres sürüyoruz, onlar da vagonun damında oturuyor, kendilerinin lider olduğunu söyleyip duruyorlar. Bize ne onlardan? Onları taşıyabilecek gücümüz var nasılsa...öyle değil mi?”
Reklam