İnsanlar terapistlerin hastaları sistematik ve güvenilir bir biçimde terapinin önceden tahmin edilebilen evrelerinden geçirip önceden bilinen bir hedefe yönelttiklerini sanabilirler ama bu pek seyrek rastlanan bir durumdur: aslında, bu öykülerin de tanıklık ettiği gibi, terapistler sık sık yalpalar, doğaçlama yapar ve el yordamıyla yön bulmaya çalışırlar.
Cin fikirli Dr. John N. Rosen'ı yorumlamak gerekirse, terapist hastayla aynı davranışı sergilediğinde-ve aynı fikirleri aynı dili kullanarak ifade ettiğinde- hastanın kendi imajı ve aktiviteleri önünde ekran varmış gibi yansıtılır. Böylece, cesur bir manevrayla, gerçeklik tarafına itilir, gözlemlediği şeyin yani kendi davranışlarının karşısında durarak eleştirel bir pozisyona girmek zorunda bırakılır ve bir tutum benimsemeye mecbur kalır.