Doktor Stadler yaklaştı, tek elini onun başının üzerindeki duvara dayadı. Sanki onu kolunun oyuğu içine almak istemişti. Yumuşak, acılı bir ikna tonuyla, “Bayan Taggart,” dedi.
“Ben sizden yaşlıyım. İnanın bana, dünyada yaşamanın başka yolu yoktur. İnsanlar gerçeklere ya da mantığı açık değildir. Rasyonel ifadelerle onlara ulaşamazsınız. Zihin onların karşısında güçsüzdür. Ama yine de onlarla uğraşmak zorundayız. Herhangi bir şey başarmak istiyorsak, onları kandırmak, o şeyi yapmamıza izin vermelerini sağlamalıyız. Ya da onları zorlamalıyız. Başka hiçbir şeyi anlamazlar. Akılla ilgili girişimler için onlardan destek bekleyemeyiz. Ruhla ilgili amaçlar için de öyle. Onlar hain hayvanlardan başka bir şey değil. Açgözlü, kendini kayıran, yamyam dolar avcılarıdırlar...”