Güçlü olanlar, ölümün gerçekliğini anlayabilen, ölümle yüzleşmeme korkaklığını göstermeyen ve ölümün sonsuzluğa açılan bir kapı olduğunu bilenlerdir. Bunun da kişinin milliyeti ile hiçbir ilişkisi yoktur. Milliyetçilik ise, susamış insana tatlı yedirmeye benzer. Her tatlı şey, insanın lehine değildir. İnsan için iyi olan, gerçek bir doyum ve teselli verendir.
Tüm duyularımızın sınırsızca uyarıldığı bir dönemde, sanal dünyanın sunduğu anlık tatmin sağlayacak haz odaklı bir yaşamın getirdiği tüm havai duygular, insanları hayret etmenin, merak etmenin, hayran olmanın huzurundan mahrum bırakıyor.
Anlamlı ve amaçlı bir hayatın bedelini ödeyip, bastığı yere sadece ayak izi değil, hayat izi bırakanlara,
Seher vakti uykunun sihrinden kurtulup var olmanın teşekkürü ile güne sabahın ilk ışıkları ile başlayanlara,
Hayat yolculuğunda ameli salih, sadakayı cariye (kapanmayan ve tükenmeyen iyilikler) biriktirenlere,
Hayatın içinde, cennete giden yolun hayatın içindeki sorumluluklardan geçtiğini bilerek şahsi ve toplumsal sorumluluklarından kaçmadan, Allah'lı, anlamlı ve amaçlı yaşayanlara yemin olsun ki...