May, insanın, diğer insanlarda kendisini güven ve kabulleniş içinde tanımasının “ben-im” deneyiminin yaşanabilmesi için zorunlu olduğunu söylüyor. Ancak kişinin kendi varlığının farkındalığı temelde kendi benliğini kavraması ve öz-bilinci edebilmesi düzeyinde olur.
Varoluşçu terapistlerin ayırt edici özelliklerinden biri de gelecek üzerinde önemle durmalarıdır. Zamanı psikolojik görüntünün merkezine oturduktan sonra, geleceğin, şimdi ve geçmişin tersine insanlar için baskın zaman modeli olduğunu savlarlar. Bu savın anlamı geçmiş ve şimdiyi silmek değildir, geçmişi bilebilmenin yolu yaşayan bir insanı, şu özel an içinde, bir geleceğe doğru kendini tasarlayışı için de görebilmektir. Kişilik, ancak geleceği ilerleyen izin üzerinde görülebilirse anlaşılabilir; bir insan kendini, ancak bir şekilde geleceğe doğru uzatabildiğinde anlayabilir.
Acı, ondan yola çıkmamızı gerektiren somut noktadır. Ve, acının karşısında aradığımız da mutluluktan başka bir şey değildir. Tüm düşünce, acı ve mutluluğun somut kutupları arasında kuşatılmıştır.