Halil

“Holokost’un Amerikan liderlerinin zihinlerinde henüz taze olduğu dönemlerde (savaşın ardından gelen ilk yirmi beş yılda) ABD, İsrail’e daha az destek oluyordu... İsrail’in zayıf ve savunmasız göründüğü günler de değil, Altı Gün Savaşı’nda gücünü göstermesinden sonra, damla damla gelen Amerikan yardımı oluk oluk akmaya başladı.” Aynı argümanı Amerikan Yahudi elitleri için de kullanabiliriz.
Sayfa 51·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Annemden öğrendiğim en önemli ders budur. Hiçbir zaman şöyle dediğini duymadım: Karşılaştırma. Annem her zaman karşılaştırdı. Tarihsel ayrımların yapılması hususunda şüphem yok. Ancak, “bizim” çektiklerimiz ile “onların” çektikleri arasında ahlaki bir ayrım yapmanın kendisi de ahlaki bir sahtekârlıktır. Platon insancıl bir yaklaşımla şöyle diyor: “İki perişan insanı karşılaştırıp birinin diğerinden daha mutlu olduğunu söyleyemezsin.” Afro-Amerikalıların, Vietnamlıların ve Filistinlilerin çektiği çileler karşısında annemin inancı hep şuydu: Hepimiz holokost kurbanlarıyız.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Çok uzun zaman önce John Stuart Mill, sürekli doğrulanmayan doğruların sonunda “abartılarak yalanlara döneceğini ve doğruluklarını kaybedeceklerini” fark etmişti.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Nazi holokostunun beni çocukluğumda da rahatsız ettiğini hiç hatırlamıyorum. Bunun esas nedeni, ailem dışında hiç kimsenin neler olduğuyla pek de ilgili olmamasıydı. Çocukluğumdaki arkadaş çevrem, yoğun bir biçimde ve tutkuyla güncel tartışmaları okurlardı. Yine de, hiçbir arkadaşımın (ya da arkadaşımın anne-babasının) anne ve babamın nelere katlandıklarıyla ilgili tek bir soru bile sorduklarını hatırlamıyorum. Bu, saygıdan kaynaklanan bir sessizlik değildi. Sadece, umurlarında değildi. Bu açıdan bakınca, sonraki yıllarda, Holokost endüstrisi iyice kurumlaştıktan sonra yaşanan bu ızdırap taşkınlığına, insan şüphe etmeden bakamıyor.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Geleneksel teknolojilere kazanılan deneyimlerin birleşimi egemendir ve bu teknolojiler denge, yerleşim ve hayatta kalma kaygıları etrafında gelişen bir ideolojiye dayanmaktadır. Modern Batı teknolojisine ise bilimsel araştırma egemendir, kâr ve sermaye birikimi etrafında şekillenen rasyonaliteye dayanır.