Buğday sapları sararırken
sabahın seyrinde dinlerdim esen Poyraz'ın hışırtısını
Ben ve asil kardeşim hayri
Tutuşurduk bir kavgaya
Hoyrat ve asi..
Buğday sapları sararırken
Bir çift öküzümüz olurdu belki
Sırt sırta yan yana..
Düşerdik tarla yoluna
Buğday sapları sararırken
Ben ve asil kardeşim hayri
Dövüşürdük köy meydanında
Sonra girerdik kol kola
Hoyrat ve asi..
Göğsümde telkariden
Bir gümüş çakı vardı.
Ayağımda abi yadigarı bir çarık
Ve biraz korku.
Korku keskin bir hançer
Saçlarım dalgalı ,kaşlarım çatık
Genç filinta
Kırk yıl geçse çatık,
Kırk yıl geçse dalgalı
Babamdan Gençlik Hatıraları
Kapı eşiğinden çıktım bir kere
Bir ok gibi
Elimde kafa kağıdı
Yağmurlu bir sonbahar sabahında
Dere yatağında ölmüş balıkları
Islak kanatlarını çırpan
Serçeleri ve
Anne'ni geride bırakıp
Tuttum yolunu
Vatan savunmasının
Saçlarıma
Ak düşmeye ramak kalmış
Formika masalarda
Anne'ne mektup yazardım
İlk türküyü anne'ne söylerdim
Soğuk ranza köşelerinde
O zamanlar
Annem saçlarını yeni yeni
Örgü yaparmış
Heybetli
Gözü pek
Babam,
Fişeklerden ismini yazarmış
Annemin..