“Hayatının sonlarına doğru annemin elleri titremeye başlamıştı… Ellerine heyecanla baktığımı hatırlıyorum. Bu elin neler yaptığını düşünmüştüm. Bu eller yazmış, desenler çizmiş, piyano çalmıştı, bizi yıkamış, saçlarımızı taramış, ayakkabılarımızı pençelemiş, tonlarca patates soymuş, binlerce kitap sayfası çevirmişti.”
Gençliğin dağdağası içinde böyle bir şeyin varlığı bilinmiyor, insan çok daha sonra anlıyor. Şimdi yalnızlık kelimesinin ne anlama geldiğini biliyorum. Her geçen gün kendime daha çok ihtiyaç duyuyorum.