Katoliklik bir mezhep değil, yeni bir dindir ve bu dinin "peygamberi" Pavlus'tur. Pavlus öyle bir sahtekardır ki, hayatı boyunca sağa sola gönderdiği hiçbir mektubunda Hz.İsa'dan bir cümleyle bile bahsetmez. Gittiği her İsevî cemaate kendisini "havari" diye tanıtmış ancak havari olmadığı gibi diğer tüm havarilerin aleyhine metinler kaleme almıştır. Putperest ama Hıristiyan gözüken Roma Devleti'nin desteğiyle zehrini akıtmak üzere, Roma topraklarında adım adım gezdirilecek, batıl itikadını, "İsa son akşam yemeğinde tüm öğretilerini değiştirdi. Benim anlattığım her şeyi, son akşam yemeğinde emretti." diyerek yayacaktır.
Modern birey, yaratıcı olmaya çalışırken aslında anlamın özsuyunu kurutmuş ve dünyayı kendi arzularının yankısından ibaret bir yankı odasına çevirmiştir. Rasyonel aklın sınırları içerisinde üretilen bu mutlak içkinlik tasavvuru hem hakikati hem de insanı kendi içine kapatır. Böylelikle modern bireyin serencamı, kendisini Tanrı'nın tahtına oturtma çabasıyla, O'nun kudretinin aynına göz dikme arzusuyla başlasa da eninde sonunda kendi anlamını yitiren bir varoluşun sükûtuyla nihayetlenir.
"Âdem, yani kâmil insan varlık aynasının cilası ve o suretin ruhudur. Çünkü onun varlığıyla âlem tamamlanmış, sırları ve hakikatleri ortaya çıkmıştır. Çünkü alemde kendisine, kendisinin ve başkalarının hakikatinin göründüğü yegane varlık insandır."
(Fususu'l-Hikem Şerhi)
"Ândan zevk alan ve ânın verdiği zevkle tamamen tatmin edilen varlık, yalnız hayvandır. Hayvan 'ân'da yaşar. İnsan ise zamanda yaşar; inkişaf ve tekamül etmek, daha ileriye atılmak ister; daha yüksek idealler, maddi ve manevi daha yüksek zevkler peşinde koşar."
"Fani olanı ölümsüz kılmak için hem geçici olanın kıymetini hem de kalıcı olanın ihtişamını idrak edebilmek için" bu ulu gök kubbenin altında yaşam süreriz.
(Faust)