" Mecnun, Leyla'yı sevdiği için sahraya çıktı derler. Bence hakikat tamamıyla bunun aksinedir. Yani Mecnun'un babası olsaydım onu elinden tutar, adım adım Leyla'nın peşinde dolaştırırdım. Insanlık icabı Leyla, günde en aşağı kırk, elli tür zevzeklik, munasebetsizlik, tatsızlık edecek; Mecnun bunları göre göre bir gün bırakacaktı. "

Murat Ç, bir alıntı ekledi.
44 dk. · Kitabı okuyor

Hakikat Ancak Bu Kadar İyi Tarif Edilebilirdi:
"Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgâr dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: “Buradayım!” der."

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 52 - Ötüken, Peyami Safa Bütün Eserleri, 82.Basım)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 52 - Ötüken, Peyami Safa Bütün Eserleri, 82.Basım)
Su Ay, bir alıntı ekledi.
58 dk. · Kitabı okuyor

Yalanın akışkan civası, Hakikat Ejderhasına lokma olacaktır.

Yitik Cennet, Sezai KarakoçYitik Cennet, Sezai Karakoç
Su Ay, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Doğruluk ahlakı, Hazreti Yusuf'un ahlakı. İşte, Hakikat Uygarlığının Devletini kuracak ve yaşatacak devlet adamının ahlakı. "Ben nefsimi aklamam; çünkü nefs, kötülüğü buyurucudur. Ancak koruyucu Allah'tır" demenin ahlakı.

Yitik Cennet, Sezai KarakoçYitik Cennet, Sezai Karakoç
Elif Rabia Oksas, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayatı da şöyle yorumluyorum ; hakikat şavaşı ve hakikate karşı savaşlar ,baş kaldırmalar .

Diriliş Neslinin Amentüsü, Sezai Karakoç (Sayfa 12)Diriliş Neslinin Amentüsü, Sezai Karakoç (Sayfa 12)

Şu hayatta gördüğümüz bütün iğrençlikler, Ayverdi'nin de dediği gibi, hakikati delalet, delaleti hakikat zannedişimizden. Ne aklımız alıyor artık yaşananları ne yüreğimiz kaldırıyor. En çok da unutmak!.. Unutmak bir kenara; kabullenmek yaralıyor henüz körleşmemiş vicdanları. Stefan Zweig, "Bu dünyada yoksulun hep tekme yediğini, alçaltıldığını, kurban edildiğini görmüştüm." der. Vicdanınızı asla kaybetmeyin..

Lâ tahzen! (Üzülme!)

İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!

Rahman: (c.c), “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
O halde ne diye üzülürsün ey can?
Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
Gece gibi kapkaranlık nefsini yak !..

“Derdim var” diyorsun;
Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
Sanma ki dert sadece sende var.
Şunu bil ki;
Sendeki derdi nimet sayanlar da var.
Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
Dert nerede ise deva oraya gider.
Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
Soru nerede ise cevap oraya verilir.
Gemi nerede ise su oradadır.
Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
Dünya malı Allah'ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma...

Lâ tahzen! (Üzülme!

Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. .
"Aşık" olmayana anlatsan da "Ben" "Sen" anlamaz.
Hakka ulaşmak için yoldur desen kimse inanmaz…
Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;
Yanmaz, yanamaz…

Ayağın kırıldı diye üzülme!

Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.
Kuyu dibinde kaldın diye üzülme!
Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma!
İstediğin Bir şey; Olursa Bir Hayır,
Olmazsa Bin Hayır Ara...

Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçme:
- Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin:
Aç da kendini oku ey can!

Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
Ama sen bunun farkında bile değilsin.
Derdin ne olursa olsun korkma!
Yeter ki umudun ALLAH olsun…
Herkes bir şeye güvenirken;
Senin güvencen de ALLAH olsun.
Hiçbir günah, ALLAH'ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
Sen yine de günah işlememeye bak!

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi...
Ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla ,
Dilersen hiç konuşma...
O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin EY CAN!?

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Bir şey olmuyorsa:
Ya daha iyisi olacağı için,
Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler...
Onların rızkını düşünen Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın!
Yeter ki sen istemeyi bil...

Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.Her nereden gam kervanı gelse de.
Aşk derdinde olan kişi;
Baş derdinde değildir…

...................

Yapılma, yıkılmadadır;
Topluluk, dağınıklıkta;
Düzeltme, kırılmada;
Murat, muratsızlıktadır;
Varlık, yoklukta gizlidir…

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
Bir asır kadar uzak olması.
Ve bilir misin?
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
“Ben”, deyip susması…
“Sen”. deyip ağlamaklı olması…
Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
Eğer Hakk"ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.

Sevginin diğer bir adı da sabırdır:

Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
Özleme sabredersin adı "hasret" olur.
Sevgiye sabredersin adı "AŞK" olur...

Ne istersem ben Mevlâ'dan isterim.
Verirse yüceliğidir. Vermezse İmtihanımdır…
Allah'tan bir şey istersen:
Kapı Açılır, sen Yeterki Vurmayı Bil !...
Ne Zaman dersen bilemem ama,
Açılmaz diye umutsuz olma,
Yeterki O Kapıda Durmayı Bil...!

Hz. Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî