"Ey sevgili! Hayalin gözümde, ismin dilimde, sarayın kalbimde... Peki ama nereye kayboldun?!. Gözlerim seni arıyor, hâlbuki gözbebeğimdesin; kalbim seni özlüyor, hâlbuki bağrımın içindesin. Kaybolup gittin desem kalbim beni doğrulamıyor. Çünkü sen onun içinde bir sır gibi kaldın, hiçbir yere ayrılmadın. Yok, gitmedin, hep yanımdasın desem, gözüm beni yalanlayacak. Şimdi doğru ile yalan arasında şaşkın kalakaldım. Bir kelebek rüyası mıdır gördüğüm? Eğer öyle ise kelebek senden yana kanatlarını çırpıyor. O halde, gönlümdeki yangına şahitlik ederek şu alevlerin içinde gülümseyen, şu gözyaşıma yansıyan hayalin ne vakit kelebeğe hakikat olacak?"
Sayfa 107
Aşk
İnsan ya muhtaçlık, mecburluk olmadan sevmeli yahut da benim senin gibi amansız, vurgun..
Sayfa 80·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... "
Sayfa 250·Kitabı okudu
Alıntı
Allah... o hakîkatin his ve şahâdet âlemine gelip zuhûr etmesini istediğinde o hakîkati Akl-ı Küll’de sûrete büründürür. Akl-ı Küll Allah’ın aynası ve ilmidir. O hakîkat Allah’ın dilediği müddet Akl-ı Küll’de kalır ve orada terbiye olur. Daha sonra Nefs-i Küll’e gelir. Ardından Arş ve Kürsî’ye geçer. Gökleri kat kat geçip Ay Feleği’ne gelir.
Alıntı
Herkese açık "anayol"un båtını hakikatle olan ilgisi hakkında da şunları söylüyordu: Şeriat, Batı dillerindeki religieux (dini) sözcüğünün belirtebileceği her şeyi kapsar. İslam dininde yasal ve toplumsal ögelerin tümü, özellikle dinle bütünleşir. Her şeyden önce, dinin bir yaşam biçimi olduğunu söyleyebiliriz. Oysa hakikat saf bilgidir. Ama şunu hemen belirtelim ki şeriata da yüksek ve derin anlamı ve gerçek varoluş nedenini kazandıran yine bu bilgidir.
Sayfa 20
Bütün geleneksel öğretiler içinde, İslam öğretisi, zâhirî ve bâtınî diyebileceğimiz, biri ötekinin tamamlayıcısı olan iki öge arasındaki farkın en net biçimde belirtildiği, tek öğretidir. Arapçada bu iki terim şöyle ifade edilir: Şerîat, yani sözlük anlamıyla herkese açık büyük ve anayol; hakîkat, iç gerçek ki seçkin bir zümreye özgüdür. Bu hiç de keyfî bir ayrım değildir. Tersine, eşyanın tabiatından dolayı böyledir; çünkü, herkes hakikat bilgisine ulaşmak için aynı niteliklere ya da aynı yeteneklere sahip değildir.
Sayfa 19