Öyle yoksullar ki, yüce Tanrım! Odaları hep sessiz sakin olur, sanki içeride kimse yaşamıyormuş gibi. Çocukların bile sesi duyulmaz. Çocukların şamata yapıp oynadığı da görülmez, ama bu da kötüye işaret.
Varenka, ben, yaşlı, eğitimsiz biriyim; gençken okumadım, şimdi de aklım tükendi tükenecek, yeniden eğitim almam gerekiyor. İtiraf edeyim, canım, yazmanın üstadı değilim ve yabancı birinin öğüt ve uyarılarına ihtiyaç duymadan biliyorum ki, daha maharetli bir şeyler yazmak isteseydim, saçmalamaya başlardım. Bugün sizi pencerenin kıyısında gördüm, perdeyi nasıl indirdiğinizi gördüm. Hoşça kalın, hoşça kalın, Tanrı sizi korusun. Hoşça kalın, Varvara Alekseyevna.
Şiir konusunda da, canım, size şunu söyleyeceğim: Yaşlılık çağımda şiirle oyalanmak bana yakışmaz. Saçmalıktır şiir! Şiir denen şeyi artık okul çocukları şakıyor... İşte böyle, bir tanem.
Ah, ne yapacağım, ne olacak benim kaderim? Çok ağır geliyor benim böyle bir bilinmezlikte olmam, bir geleceğimin olmaması, başıma ne geleceğini tahmin edememek. Geriye bakmak da korkutucu. Orada hep acı var, bir hatırayla bile kalbim iki parçaya ayrılıyor. Beni mahveden kötü insanlar yüzünden sonsuza dek ağlayacağım!