Erman

Erman
@Galgenfrist
Her daldan okumaya çalışırım. Alıntılardaki ifadeler düşüncelerimi yansıtmayabilir.
İstanbul
Ordu, 1992
595 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·184 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 05:31
Dostoyevski'nin bu romanında Makar Devuşkin karakteri yaşlı bir memur, yalnız bir hayat yaşar, son derece fakir ve apart gibi bir evde kira ödeyerek yaşamını sürdürür. Kaldığı ev daracıktır ve özgür bir yaşamı yoktur. Fakir ve eğitimsiz olduğu için acı çekmektedir. Varenka adlı genç ve yetim bir kadınla mektup arkadaşı olur, kadına karşı bir baba ve abi sevgisi hisseder, o kadına karşı mektuplarında çektiği toplumsal ve bireysel acıları vurgular. Bu her iki karakter yabancılaştıkları toplum içinde yaşadıkları bireysel yalnızlıklarını yazdıkları mektuplarla dile getirip bir nebze olsun karşılıklı olarak yalnızlık duygularını telafi etmeye çalışmaktadırlar. Kitabın Rusça orijinal adı Bedniyı Lyudi yani Yoksul İnsanlar ama Türkçe'ye İnsancıklar olarak çevrilmiştir. İngilizce'de Poor Folk olarak piyasada satılıyor. Rusça'da zengin bogatıy demek, bogatıy kelimesi aynı zamanda Rusça'daki bog kelimesinden geliyor. Bog ise Tanrı demek. Yani zenginlere tanrısallık sınıfı biçiliyor. Rusça’da fakir anlamına gelen bednıy kelimesinin etimolojik kökeni ise felaket, musibet, dert, sıkıntı gibi anlamlara gelen Rusça’daki beda kelimesinden gelir. Bednıy kelimesi sadece fakir anlamına gelmemekle birlikte felakete uğramış bir zavallı anlamına da gelmektedir.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Proletarya diktatörlüğü demokrasi mi oligarşi midir?
Puan vermedi·108 syf.··
2026 14. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 01:29
Bu kitabın yazarı Karl Kautsky Karl Marx’ın proletarya diktatörlüğü sözünü Sovyet Rusya’daki Bolşevik iktidardan çok farklı bir şekilde yorumlamaktadır. Kautsky’ye göre proletarya diktatörlüğü tek partinin veya bir kişinin diktatörlüğü değil, aksine proletarya sınıfının çoklu katılımıyla oluşturduğu demokratik parlamenter bir siyasi sistemin hakimiyetidir. Bu yüzden Bolşevik lider Vladimir İlyiç Lenin Karl Kautsky’i devrimi sulandırmakla ve döneklikle suçlamıştır. Bununla birlikte Karl Kautsky sosyalist bir iktidar devrimci şiddet ve terörle iktidara gelmemeli, böyle bir iktidar üzerine inşa edilen diktatörlükle kurulan sistem düşman kazanır ve ülke iç savaşa gebedir; bu sistem de aynı şekilde yıkılmaya matuftur. Ancak buna karşın Bolşevik Kızıl Ordu lideri Lev Troçki Kautsky’nin bu sözüne karşı “Sosyalizmde şiddet ve terörü inkâr etmek sosyalizmin mezarını kazımaktır.” demektedir. Karl Kautsky proleterya adına devrimci ve jakoben düşünce şeklindeki bir kadroyla yönetilen anti-demokratik bir yönetimi değil seçimle başa gelen bir proletarya sınıfının mücadelesini savunur. Aynı şekilde seçimle başa gelen sosyalist iktidar demokrasinin bir gereği olarak siyasetteki azınlık çevrelerin de varlığına saygı duyarak çoğulculuğun teminatını sağlamalı. Kautsky’ye göre proleterya sınıfının iyiliği için tek partili ve diğer siyasi kadroları dışlayan elit bir kadronun varlığı sosyalizme zarar vermektedir. Kautsky 1871’deki Paris Komünü bile çok çevreli bir sosyalist hareket olduğu için diğer sosyalist hareketleri dışlayan 1917 Bolşevik Devrimi’nden daha demokratik görmektedir. Kautsky bir sosyalist proleter hareketin demokrasi yoluyla bile burjuvazi tarafından ezilme ihtimaline karşın ise proleterya hareketinin daima kendini geliştiren bir hareket olması nedeniyle tekrar
Proletarya DiktatörlüğüKarl Kautsky · Yazılama Yayınevi · 20089 okunma
Bireyci ve anarşist dervişler
9/10
·148 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 13:03
Bu kitapta Kalenderilik, Haydarilik ve Camiler gibi birçok derviş ve sufi hareketleri incelenmektedir. Kitapta özellikle Kalenderilik dikkat çekici. Kalenderilik marjinal ve radikal bir sufilik hareketidir. Kalender kelimesi Sanksritçe kökenlidir ve bohem yaşayan, düzen tanımayan anarşist ruhlu kimse demektir. Kalenderi olan sufiler son derece bireyci ve anarşist kimlikleriyle tanınmaktadırlar. Kalenderi sufiler asla ev sahibi olmazlar, sokakta yaşarlar, evlenmezler, çalışmazlar ve sokakta dilenerek geçimlerini sağlarlar. Bu Kalenderi dervişler sürekli cinsel perhizin içindedirler. Kalenderiler “çardarb” dedikleri bir usul uygularlar kendilerine; bu usule göre Kalenderiler saçlarını, sakallarını, bıyıklarını ve kaşlarını tıraş ederler. Bu Budizm’deki Sangha kültürüne benzemektedir. Diğer yandan Kalenderi dervişler üzerlerine sadece kuzu postu veya keçe giyinirler, yarıçıplak dolanırlar. Bu yönleriyle Hindistan’daki Jainistlere benzemektedirler, Balkanlar’dak gnostik Bogomillik hareketi de Kalenderiliğe benzemektedir. Kinik olan Diyojen de bir Kalenderi’ye benzemektedir. Bu kitapta Haydarilerden tutun Cami dervişlerine kadar Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki Anadolu ve Ortadoğu derviş hareketlerinden kısaca bahsedilmektedir. İyi okumalar dilerim.
Tarih
Tanrının Kuraltanımaz KullarıAhmet T. Karamustafa · Yapı Kredi Yayınları · 2016135 okunma
Sünni ekolde tasavvufu kurumsallaştıran kişi: Gazali
Puan vermedi·151 syf.··
2026 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:28
İmam Gazali bu kitabında insanları dört kısma ayırmıştır. Bunlar: Kelâmcılar, felsefeciler, batınîler ve tasavvufçulardır. İmam Gazali Selçuklu Devleti’nde hakim olan Sünni ekole tasavvuf görüşünü kazandıran kişidir. Hatta İslami tasavvufun kökü Şiiliğe uzanır ve zamanla tasavvufu Sünnilik ile barışık hale getirip onu medreseler yoluyla kurumsallaştıran kişi bizzat Gazali’dir. İmam Gazali bu kitabında kelâmda da aradığını bulamayıp huzura kavuşamadığını belirtmektedir. Huzuru medresede değil tasavvufta bulduğunu belirtmektedir. Gazali dönemin Abbasi Devleti hakimiyetinde gizlice yazılan felsefe içerikleri İhvan-ı Safa Risaleleri’ne karşı son derece mesafeli bir duruş sergilemektedir. Bu yüzden de felsefe düşüncesini eleştirerek halkın da “imanını korumak” adına arasının felsefeyle mesafeli olması gerektiğini belirtir. Gazali İbn Sina gibi isimlerin Eski Yunan kaynaklı olarak Aristo, Platon ve Sokrates’ten etkilenmelerini de eleştirir. Zaten İhvan-ı Safa Risaleleri’ne temkinli yaklaşma nedeni de bu metinlerin Eski Yunan felsefesine dair izdüşümler barındırmasıdır. Nitekim birçok oryantalist tarafından Gazali İslam düşüncesinden felsefeyi söküp atması nedeniyle eleştirilir. Gazali’nin Selçuklu medreselerinde önünü açıp düşüncelerinin kurumsallaşmasını sağlayan kişi de elbette Nizamiye medreselerinin kurucusu olan Nizamülmülk adlı Selçuklu veziridir. Gazali tasavvufla çok barışık olmasına rağmen felsefeye temkinli yaklaşmasını şahsen çok da uygun görmemekteyim. Felsefeye ket vurulmasının aklı dondurup statik düşünce düzlemi üreteceğini düşünmekteyim. Diğer yandan Gazali Tolstoy’un narodnikçi anlayışı gibi kendine ve çocuklarına yetecek kadar nafakasını alıp geri kalan bütün malını mülkünü fakirlere dağıtıp onlara bağışlamıştır Ömrünün son 10 yılı uzlet içinde ibadet ve
El-Münkız Mine'd-Dalalİmam Gazali · Gelenek Yayıncılık · 20196,1bin okunma
8/10
·48 syf.··
2026 11. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 04:35
Nabizade Nazım bir Osmanlı aydını ve şehirlisi olarak Antalya’nın Kaş bölgesine askeri bir görev için gitmiştir. Burada Osmanlı devleti tarafından kendisine bölgenin topografyasını ölçmesi görevi verilmiştir. Bununla birlikte Nabizade Nazım Demre yöresinin Beymelek köyü ahalisinin kültürünü yakından gözlemleyerek Antalya’nın Yörük geleneklerini bu romana yansıtmıştır. Karabibik romanı bu yönüyle Türkiye tarihinde ilk köy konulu romandır. Nabizade Nazım edebi anlayışında Osmanlı-Türk aydınlarının kendi gelişmişlikleri çevresinde toplumun genelindeki yoksulluğa ve cehalete kayıtsız kalmamanın bir gereği olarak kendisini realizmin içinde bulmuştur ve bu anlamda edebiyatta toplumsal realizmi savunur. Diğer yandan köylü edebiyatı yönüyle de natüralizmi vurgular. Bu romanda Karabibik adlı köylünün tarlasını verimli hale getirmek için borç para almayı planlayarak bir çift öküz satın almayı düşünüp geçim derdine düşmesi ve 30 yaşına gelmesine rağmen bir türlü evlenmemiş olan tembel, kilolu ve obur olan kızı Huri ile yaşadığı baba-kız ilişkisi toplumsal gerçekliği dışa vurmaktadır. Diğer yandan Karabibik’in Demre yöresindeki eğitimli gayrımüslim ahaliyi görüp kendi cehaletinden dolayı onlar karşısında kendisini ezik hissetmesi üzerine yaşadığı mahcubiyet de dönemin Osmanlı kırsal hayatında Türk toplumu sosyolojisini gözler önüne sermektedir. Karabibik aldığı borçla öküz sahibi olduktan sonra kızı Huri’nin Hüseyin adında biriyle evlenmesini sağlayarak onun mürüvvetini de görmüştür. Romanın yazarı Nabizade Nazım kemik veremine yakalanarak hayatını 31 yaşında kaybetmiştir. Vefat ettiği yıl 1893'tür.
KarabibikNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202011,9bin okunma