"Ahiretteki mutluluk nefsi arındırmakla kazanılır. Nefsi arındırmak, onu mutluluk sebeplerine aykırı bedensel yapıları kazanmaktan uzaklaştırır. Bu arındırma, ahlak ve melekeler (alışkanlıkla edinilmiş özellikler) vasıtasıyla meydana gelir. Ahlak ve melekeler ise nefsi, bedenden ve duyudan yüz çevirtme, ona sürekli kaynağını hatırlatma özelliğindeki fiillerle kazanılır. Nefis, zatına çokça dönerse, artık bedensel hallerden etkilenmez. Ona zatını hatırlatan ve bu konuda kendisine yardım eden şey, fitri (yapısal) alışkanlığın dışında olup yorucu ve hatta zorlanmaya daha yakın fillerdir. Çünkü onlar, bedeni ve hayvani güçleri yorar, bunların sadece rahatı isteme, tembellik, güçlüğe katlanmama, hararetin söndürülmesi ve hayvani hazlar gibi maksatlar uğruna çalışmayı isteyip kendisini eğitmekten kaçınmasını engeller. Bu hareketler sayesinde nefis, istese de istemese de Allah'ı, melekleri ve mutluluk âlemini hatırlamak için çalışmak durumunda kalır. Bu sayede nefiste bedenden ve etkilerinden sıkılma ve bedene hakim olma melekesi yerleşir. Artık nefis bedenden etkilenmez. Bedensel fiiller nefse gelse ve nefis de her bakımdan bedene yönelip boyun eğse bile, bu fiillerin etkisinin özellik ve yapısı nefiste etkili olmaz."
Zaman durmaksızın akmakta, insanın hiç bitmeyeceğini sandığı kaynak, saniye saniye tükenmektedir. Bunun bilincinde olup aşkı ararken de bu dünyayı sevmek, nefret etmemek gerektiğinin altını çizer. "Bu dünyadan nefret etmiş ve ondan kurtulmaya can atmakta bulunmuş kimse burada, tuzağa tutulmuş ve harekete mecali kalmamış bir kuşa benzer..." diyerek, bu arızalı halin bir fotoğrafını çeker.