İnsan belli bir yaşam biçimi edindikten sonra, alışılmadık bir yere gittiğinde sessizliğin içinde belli belirsiz gizemli bir şeyin var olduğu kuşkusuna düştüğü zaman , bedensel olarak orada bulunsa da ruhunun uzak durmaya yazgılı olduğu nitelenemeyen bir kaygıya kapılır, oraya girerse yaşamının birçok yeni duyarlılara açılacağını , sanki başka bir dünyada yaşayacağını sanır.
Belli bir noktada her şeyin bize yanlış ya da her şeyin doğru görüneceği, ki bu da aynı şeydir ; çünkü bize bir gerçeklik verilmemiştir, böyle bir gerçeklik yoktur, var olmak istiyorsak onu kendimiz yaratmak zorundayız; hiçbir zaman herkes için, her zaman için tek bir gerçeklik yoktur, sürekli olarak , sınırsızca değişen bir gerçeklik vardır.
Ama tıpkı şu bedenimi kendim yapmadığım gibi tıpkı bu adı kendime kendim vermediğim gibi dünyaya kendi istemim olmaksızın getirildiğim gibi ,kendi istemim olmaksızın birçok şey gelmişti başıma , içimde, çevremde ,başkaları tarafından ; birçok başka şey başkalarınca yapılmıştı, başkalarınca verilmişti bana, gerçekte hiç düşünmediğim bir imge vermediğim başlarınca , tuhaf , düşmanca bir imge ,şimdi bu imgeyle saldırıyorlardı üstüme.