Bir posta kutusu vardı eskiden bizim. Eski dediysem hakikaten eski. Çok küçüktüm. Annem her gün bakardı bişey var mı diye. Var mı bir şey, bir haber, belki..? Eskiden çok eskiden, eski dediysem hakikaten eski. Hatta ben küçük bile değildim...Öyle eski işte ,neyse babam gitmiş. Nereye olduğunu bilmeyen zavallı annem, belki bir haber gelir diye bakardı her gün o posta kutusuna. Ama hiç gelmedi, hiç bir haber gelmedi. Sanki biz yaşamıyorduk burada, birileri; mesela postacılar da unutmuştu bizi, babam gibi... Bir gün annem bakmadı hiç o posta kutusuna. Saat de epey ilerlemişti halbuki. Neden bakmıyor ki? "Anne" dedim "Bakmayacak mısın?" .Ama annem bana posta kutusu gibi cevap vermedi. Çünkü o da gitmişti, nereye olduğunu bilmediğim bir yere...Bazıları Cennet diyordu o yere, bazıları gökyüzü...O gün, anneme beklediği haberi hiç getirmeyen o posta kutusuna toprak doldurup çiçek ektim.Annem hep derdi ki;"Çiçekler kızım, çiçekler en güzel habercidir. Baharı haber ederler, umudu haber ederler, ölümsüzlüğü..."