"Puslu Kıtalar Atlası," uzun zamandır beni en çok etkileyen romanlardan biri oldu. Kitabı okumadan önce radyo tiyatrosunu dinlemiş olmam, onu keşfetmemde önemli bir rol oynadı.Sizlere de kesinlikle dinlemenizi önerim.("Trt Dinle"kanalı üzerinden erişebilirsiniz)
Kitaptan ve karakterlerden kısaca bahsetmem gerekirse:
Kitap boyunca karakterler, kendi hayatlarını kendilerinin şekillendirdiğini sansalar da aslında çok daha büyük bir düzenin içinde, önceden belirlenmiş bir akışa kapılmış gibiler.
Uzun İhsan Efendi, dünyayı bir harita üzerinden kurgulayan, bilgiyi her şeyin önüne koyan biri. Ama ironik bir şekilde, kendi yarattığı düşüncelerin içinde sıkışıp kalıyor. Her şeyi bilen, her şeyi yazan kişi gibi görünse de aslında kendisi bile hikâyenin dışına çıkamıyor.Oğlunun hikâyesini de yazdığı halde, onu kendi kaderine bırakıyormuş gibi yapması, aslında kontrolü elden bırakmak istemeyen ama vebali bölüşmek isteyen bir zihniyetin göstergesi. Bu durum, "özgür irade" ve "kader" çatışmasını derinleştiriyor ve bize şu soruyu düşündürtüyor:
Kendi çemberinin dışına çıkamayan bir zihin, gerçekten özgür olabilir mi?
Bünyamin ise, sürekli bir arayış içinde. Kim olduğunu, gerçekliğin ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Ama bu yolda ilerlerken aslında başkasının yazdığı bir hikâyenin içinde kaybolduğunu fark etmiyor ve kendi kaderini çizdiğini sanıyor.
Hepimiz zaman zaman buna benzer bir şey yaşamıyor muyuz? Bize ait olduğunu düşündüğümüz seçimler, gerçekten bizim mi, yoksa çok önceden çizilmiş bir yolun adımlarını mı takip ediyoruz?
Ebrehe karakteri ise bambaşka bir hikâye. Gücü ve kontrolü her şeyden üstün gören, en ufak bir belirsizliğe bile tahammülü olmayan biri. Ama işin en ironik yanı, gücüne en çok güvendiği noktada en büyük hatasını yapıyor.
Çünkü kontrol saplantısı, insanı