Evin üst katında olsun, alt katında olsun yoksulluğun çeşitlemeleri yaşanırdı. Paylaşmak en çok yaşanan şeydi aramızda. Olanağı var mıydı hiç, birinin biraz parası olsun da, ötekinin aç uyumasına gönlü elversin!
Çocukluğumda, gençlik yıllarıma değin, bana sorulmasından en çok korktuğum soru babamın ne iş yaptığı sorusu olmuştur. Çünkü benim babam hiç bir iş yapmazdı ..... :(
Dünyada hiç sevmediğim bir
şey varsa o da zorunlu bayramlardır, insanlar sevinçten ağlarlar, iki bin yıl önce yoksul bir ahırın içinde dünyaya
gelen bir çocukla hiç ilgisi olmayan havai fişekler, aptalca Noel şarkıları ve krepon kağıdından yapılma süslemeler vardır.
Her şeyin yerli yerinde olması, her işin
zamanında yapılması, her sözün yakışık aldığı gibi söylenmesi gerektiği şeklindeki saplantımın düzenli bir kafaya yaraşır bir ödül olmadığını, tam tersine doğamdaki
düzensizliği gizlemek için kendi uydurduğum bir yapmacıklık gösterisi olduğunu keşfetmiştim; cimriliğimi
örtbas etmek için cömert gibi göründüğümü, akılsız olduğum halde ihtiyatlılık tasladığımı, içimde bastırdığım
öfkelerime yenik düşmemek için uzlaşıcı olduğumu, sırf
başkalarının vaktini ne kadar az umursadığım anlaşılmasın diye dakik davrandığımı da anlamıştım.