Kemal Demirel

Kemal Demirel

Yazar
8.6/10
29 Kişi
·
74
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.467
Gösterim
Adı:
Kemal Demirel
Unvan:
Türk Senarist, Yazar ve Oyuncu
Doğum:
İstanbul, 1926
Ölüm:
31 Ekim 2009
Kemal Demirel, 1926'da İstanbul'da doğdu. Taksim Lisesi'ni bitirdi. İ. Ü. Fen Fakültesi'nde dört sömestre matematik-astronomi okudu. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde dört yıl Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu'nun ders ve seminerlerine katıldı. 1966'da Yankı Yayınevi'ni kurdu. Eserleri: Antigone, (oyun) 1970'te Yunanca'ya çevrildi, Devlet Tiyatrosu'nda oynandı. Büyük Yargıç (oyun), İsa'nın yaşamını yansıtan bu eser 1980'de Peder Renata tarafından İtalyan Kültür Merkezi'nde sahnelendi. 1992'de Sylvia Meyer çevirisiyle Amerika'da yayınlandı. Farenin Ölümü (Amipler oyun) 1972, Simavna Kadısı Şeyh Bedreddin (oyun) 1997. Denemeler: İnsanlar Üzerine (1968), İnsan ve Dünyası (1980), Tanrı'nın Onuru İnsan (1997). Roman ve öyküler: Özel Cezaevi (1995), Evimizin İnsanları (1988), Gençlik Yılları (1994. Basılı Senaryoları: Anafartaların Kış Günü (1992), Süleyman Çelebi (Mevlidin Doğuşu) (1966), Piano Piano Bacaksız (1994), Itri'nin Hayatı (1994).
Oysa günümüzün insanlarının bir sorunu var: zamanı geçirmek. Sanki yaşamaya mahkum olmuşlar da bu cezalarını nasıl çekeceklerini baş sorun etmişler.
İnsanlar insanlardan
insanlar için yaşadıklarının,
yaptıklarının hesabını
sorarlar,
sonra da evlerine gidip
rahat rahat uyurlar.
Güneş doğar, güneş batar,
zaman arkada kalır.
İçinde
birçok hesap, birçok kitap,
suçlular, suçsuzlar,
güçlüler, zavallılar, yargılayanlar,
yargılananlar.

Yalın ayak toprak üstünde,
oynayan
küçük çocuklar büyür, yetişir
bu güneşin altında.

İnsanlar, insanlar için
yaşadıklarının,
yaptıklarının
hesabını verirler
insanlara.
Kemal Demirel
Sayfa 66 - Yaba Yayınları, 2002
Kim çocukların avunmaya gereksinimi yok der de onları hafife alırsa yanılır.O minik yüreklerin salt oyunla avunabileceğini sanmak ne büyük bir yanılgı...
Bana öyle geliyor ki, ortam ne olursa olsun,kendine saygı duyarak, insanı ve insan onurunu koruyarak yaşamak olası...
Yasalara uygun yapılan kötülükler, yasalara aykırı yapılanlardan daha çok.

/Antigone/
Kemal Demirel
Sayfa 62 - Yaba Yayınları, 4.Basım, 2002
İnsan insanı sever,niçin sevdiğine ilişkin bazı şeyler de söyler.Ama gerçekte,sevgisini oluşturan şeyi söylememiştir yine de.
İnandığını yapmadan yaşayan bir insan olmaktansa hiç yaşamayayım daha iyi.
Kemal Demirel
Sayfa 19 - Yaba Yayınları, 2002
"Hangi yaşta olursak olalım kendimize sormalıyız: Neyi yaşamamız gerek, biz neyi yaşıyoruz? Önemli olan bu..."
(Piano Piano Bacaksız)

Kitabı çok sevdim hatta o güzel film uyarlamasından daha da çok sevdim.
Dili çok samimiydi , zarif , güzel bir sadelikteydi.
Hikayesinde ise çocukluk anılarının saf güzelliği vardı.
En sevdiklerim listeme bir kitap daha eklendi bile;)
İncelemeye geçmeden önce kitabı yaklaşık bir senedir arıyordum.Birçok sahafa sordum,bir sürü siteyi inceledim.Hayatımda çok önemli biriyle tanışmama vesile oldu arama sürecim ve onun bana hediyesi oldu bu kitap.Filmi de varmış ama ben kitap okurken etkilemesin diye önce kitabı okumayı tercih edenlerdenim.
Kitap alıp çocukluğumuza götürüyor bizi.Yaş itibariyle belki de 90lar gibi güzel bi neslin sonunda doğan biri olduğum için o güzelliklerin sonuna da olsa yetiştim.Evet biliyorum şimdi de yoksulluk denen bir kavram var.Ama o zamanlar yoksulluğun bir tadı var diyorum örneğin kendime.Geri kafalılıktır belki bilemiyorum bunun ismi ne fakat bazen o kadar çok o zamanlara dönmek istiyorum ki.Kış günlerinde sabahları önce soguk olan Sonra yakılan kahvaltıda üzerinde ekmek kızarttıgımız akşamları dibinde uyuyakaldıgım sobanın hüküm sürdüğü zamanlara.Ve belki de en çok Da o zamanlar sanki daha bir aileydik diyorum,komşuluklar çok daha güzeldi,arkadaşlıklar yahut.İnsan kitabı okurken işte tüm bunları hatırlayıp derin bir iç çekiyor yanına da bir özlem duygusunu ekliyor.Ne yalan söyleyeyim kitabı okurken keşke dedim.Keşke her şey o zamanki kadar yine saf ve güzel olsa.Keşke yine o tüm ailenin bir arada olduğu muhabbetler edilse.Sahiden ne güzel olurdu değil mi? Ben bu kitabı çok bekledim açıkcası okumayı.Bir ara artık ümidimi kesmiştim de bulamadığım için.Bekledigim tüm zamanlara değdi ve canım birtakım güzellikler çektiğinde yine bu kitabı açıp okuyacağım herhalde.Bana kazandırdığı için bendeki yeri bu kitabın ayrı olacak.Kitabı tavsiye ederken minnet sunmak istedim.İnsanların gerçekten insan olabildiği güzel günlerin özlemi ve yeniden gelmesi temennisiyle..
Bu kitabı okuduktan sonra şaşırdığım tek nokta , neden bu kitabı bu kadar az kişinin okumuş olduğuydu.Acaba tavsiye mi edilmemişti?İnanın çok şaşkınım.Gizlenmemiş, utanılmamış bir geçmişe, çocuk gözüyle, elma şekeri tadında bir bakış.Keşke daha önce okusaydım.
tek kelimeyle harika bir kitap. küçük bir çocuğun büyük dünyası. çevresindeki ayrı ayrı hikayeler , farklı karakterler, farklı kişiler. insanın içinde kekremsi bir tat bırakan , belki de o yıllarda olmamızı isteten çok naif bir anlatım. okurken o kadar derinden hissettim ki o bacaksıza para yardımı yapmak geldi içimden :) keşke daha çok kişi tarafından okunmuş olsaydı.
Samimi, duygu dolu bir kitap. Kitaptaki karakterler etik açıdan pek uygun olmasa da yazar o insanları bile yücelte yücelte anlatmış. Kitabı okuduğumda eski zamanların hırsızları bile harika insanlarmış, deyiverdim. Bu düşüncemin doğruluğuna inanmasam bile. Okunabilecek, sıkmayan bir kitap. Yazarın geçmişindeki insanlara vefa borcu gibi olmuş.
Stefan Zweig'ın kitaplarıyla tanışmaya başlamış olanların veya çevresinde bu tanışma şerefine erişen kişiler barındıranların, yüzeysel olarak bildiği bir konudur bu: Eşiyle birlikte intihar etti. Hitler'in katliamları yüzünden Dünya'nın daha iyi bir yer olacağına dair inancını kaybetti.

Eserlerinde ise bu hüzünlü yanını oldukça hissettirir bizlere. Durmadan hayatın acılı ve kaçınılmak istenen taraflarını ele alır. Allayıp pullamadan, bu acıyı kendi gözlemleri ve düşünceleriyle okuyucusuna aktarır. Sık rastlanmasa bile, okurlar bu eserlerle sarsılır ve yeni bir görüş kazanırlar.

Bunları neden mi söylüyorum? Çünkü eğer bu tarifler sizin için uyuyorsa ve eğer Zweig'ın eserlerine ilgi duyuyorsanız, İkili Ölüm'ü okumamanız çok büyük bir kayıp olacaktır. Eğer İkili Ölüm'ü okumazsanız, Zweig sizin için biyografisini kabaca bildiğiniz bir usta yazar olarak kalacaktır. Ben kitabın her cümlesini yaşama fırsatı buldum ve bundan sonraki Zweig okumalarımda bu yaşantıdan kopmam olanaksızlaştı.

Kemal Demirel okumalarımın başlangıcı, yakın bir döneme tarihlenir ve çok fazla eserini okumuş da değilim. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, kendisi kelimeleriyle okuyucunun yüreğine dokunan bir cambazdır. Henüz kendisi ile tanışmamışsanız ve bir Zweig okuyucusuysanız, İkili Ölüm sizin için bu dünyaya mükemmel bir adım olacaktır.

Demirel, bir kitabındaki iki karakter için şunları söyler: "Seni insanlara anlatmaya, onu ise yaşatmaya çalıştım." İkili Ölüm oyunu ile birlikte ise, Zweig ve eşini aynı bu kaygıyla bizlere sunar. Kaygısının bol olmasını dilerdim, zira kendisini kaybetmemiş olsaydık.
sıcak,samimi,kimi yerde güldüren, düşündüren ve (bence ) şükretmenin ne demek olabileceğini hissettiren bir kitap.Yazarımız Kemal Demirel'in gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek yazdığı bu kitap çocuklukta herşeyin ne kadar masum olabileceğini,o kadar yaşanan sıkıntılara rağmen hiç bir zaman Umut etmekten vazgeçmediğini anlatan bir kitap :)
Öncelikle çok içten bir kitap olduğunu düşünüyorum.Tesadüfen elime geçen bir kitaptı iyi ki böyle bir kitabı okumuşum diyorum.
"Yeryüzünde mutlu olabilecek olan tek canlının insan olduğunu bilir,onların mutluluklarına saygı gösterirdin.Seninle kaç kez çamaşırcı Ulviye Teyze'nin karnını doyurduktan sonra tencerenin kapağını dümbelek gibi yapıp çalıp kızıyla birlikte şarkı söylediklerini duymuşuzdur.Sen gülümseyerek, "Bak Kemal ne kadar güzel , bütün gün Beyoğlu'ndan çamaşır topladı,lokantalardan ekmek artıkları, fırından köz getirdi, çamaşırları yıkadı, karnını doyurdu, şimdi şarkı söyleyip mutlu olabiliyor.Şarkı söyleyebiliyor , düşün bir kere üstelik sesi de güzel değil." demiş olmalısın!"
Kadı Burhaneddin'i öyle bir anlatmış ki yazar bilemedim doğru mu? Alemlerinden bahsetmiş mesela adam kadı.Cesaretinden bahsetmiş, ama tarihte öyle yâdedilmiyor. Hikayeci tarih anlatımını uygulamış.
Anı türünde okuduğum en iyi kitaplardandı.
Sadeliğin yokluğun ve zenginliğin anıları 1930 lu yıllarda büyük bir ev. Her evin ayrı bir odası ayrı hikayeler.Ve Kemal Demirel'i hayatında yer etmiş isimler. Bu kitaplardan sonra aklıma kendi çocukluğum geliyor çok uzak değil tabi 21 yaşına yeni girdim.
Ben mi haksızlık ediyorum bilmiyorum milenyumun çocuğu olduğumuzdan mıdır.
Böyle güzel bir tad alamadım ben çocukluğumdan.
15|02|2018 22:20

Yazarın biyografisi

Adı:
Kemal Demirel
Unvan:
Türk Senarist, Yazar ve Oyuncu
Doğum:
İstanbul, 1926
Ölüm:
31 Ekim 2009
Kemal Demirel, 1926'da İstanbul'da doğdu. Taksim Lisesi'ni bitirdi. İ. Ü. Fen Fakültesi'nde dört sömestre matematik-astronomi okudu. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde dört yıl Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu'nun ders ve seminerlerine katıldı. 1966'da Yankı Yayınevi'ni kurdu. Eserleri: Antigone, (oyun) 1970'te Yunanca'ya çevrildi, Devlet Tiyatrosu'nda oynandı. Büyük Yargıç (oyun), İsa'nın yaşamını yansıtan bu eser 1980'de Peder Renata tarafından İtalyan Kültür Merkezi'nde sahnelendi. 1992'de Sylvia Meyer çevirisiyle Amerika'da yayınlandı. Farenin Ölümü (Amipler oyun) 1972, Simavna Kadısı Şeyh Bedreddin (oyun) 1997. Denemeler: İnsanlar Üzerine (1968), İnsan ve Dünyası (1980), Tanrı'nın Onuru İnsan (1997). Roman ve öyküler: Özel Cezaevi (1995), Evimizin İnsanları (1988), Gençlik Yılları (1994. Basılı Senaryoları: Anafartaların Kış Günü (1992), Süleyman Çelebi (Mevlidin Doğuşu) (1966), Piano Piano Bacaksız (1994), Itri'nin Hayatı (1994).

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 74 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 60 okur okuyacak.