Çocukluk arzuları ile yetişkinlik arzuları arasındaki
uçurum çok büyüdüğünde, Freud hayal kırıklığına uğradığımızı söyler, yaşama isteğimizi dahi kaybedebiliriz.
Aslına bakılırsa sizi mutlu eden şeyi bilmemek, unutmak, ona saldırmak ve onu bayağılaştırmak bir delilik biçimidir.
Mutluluk, tarih öncesi bir dileğin gecikmiş olarak doyurulmasıdır. Bu yüzdendir ki, zenginlik bu
kadar az mutluluk getirir.
Böylece depresif olma kapasitesi bir şeyin doğru olduğunu - gelişimin kayıp ve ayrılmayı içerdiğini, sevdiğimiz
ve ihtiyaç duyduğumuz insanları incittiğimizi- kabul edebilmemiz anlamına gelir ve bu kayıp ile ihtiyaç yas ve vicdana tahammül etmek için hazırlanmıştır. Bu bakımdan
depresyon bizi gerçek kılar, bizi derinleştirir.
Tustin'in otistik çocukların neye benzediği
hakkındaki kesin açıklamasında, otizm mesafeyle ilgilidir.
Çocuk, anneye bir nevi ulaşmaya ihtiyaç duyar. Dolaylı olarak
da yetişkinlik çocukluğun ahireti diye düşünüldüğü müddetçe yetişkini akıllı kılan şey annenin bedenine benzer bir şeye
yakınlıktır. (Bu bir kez Tanrı'ya ya da erdemlere veya diğer
iyi şeylere yakınlık haline geldi mi artık tatmin edici bir ilişki olması muhtemeldir.)