Aslım

“İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı, insan hakkındaki bilgi gibi görünüyor... İnsanlar kendilerini tanımaya başlamazsa, insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı nasıl bilinebilir?”
Rousseau, söylevini erdeme seslenerek şu sözlerle noktalar: “Ey erdem, basit ruhların yüksek bilgisi, sana ulaşmak için bu kadar zahmete ve külfete lüzum mu var? Senin ilkelerin bütün kalplerde yazılı değil mi? Kanunlarını öğrenmek için herkesin kendi içine bakması, ihtirasların sustuğu bir anda vicdanını dinlemesi yetmez mi? Gerçek felsefe işte budur, biz onunla yetinmesini bilelim.”
Sayfa 19·Kitabı okudu
Alıntı
“Büyük insanların ilahi güce duydukları sevgi o kadar büyük ki, onlar hiçbir tehdit ya da sindirmeyle sarsılamazlar. Kendine çok fazla önem veren biri, kendini Tanrı ile birlik içinde hissedemez. Sadece bilgeler ve erdemli insanlar çok mutlu olabilirler, çünkü onlar acıyı artık hissetmezler.”
Sayfa 7
“Bizi çevreleyen (evren), logoslu ve usludur. Bu tanrısal logosu solukla içimize çekerek akıllı oluyoruz. Uykudayken unuturuz, uyandıktan sonra yeniden bilinçliyiz. Uykudayken algılamaya yarayan borular [bu borular, kanallar (poroi) duyu algılarına yararlar] kapandığı zaman içimizdeki evren ile bitişiklikten ayrılırlar. Ayrılınca da önce hatırlama gücünü yitirir, uyanınca algı boruları boyunca pencereden uzanır gibi uzanan akıl bizi çevreleyen evren ile buluşarak, logosun gücüne bürünür. (Ruh yok olmazmış, çünkü bedenden dışarı çıkınca evrenin ruhuna geri dönüyormuş. Kendisiyle aynı soydan olana...) Sadece nefes almaya dayanan bağlılık, bir kök gibi kalır.”
Sayfa 42·Kitabı okudu
Alıntı
Peygamberler niçin kelime diye isimlendirildi?
Bilinmelidir ki hakkın fiili bizatihi (doğrudan, vasıtasız) gerçekleşir bu fiilin ismi “kelam”, onunla ortaya çıkan sonuç ise “kelime” diye isimlendirilir. fiilin doğrudan olması, fiil ile sonucu (meful) arasında sadece akledilir nispetlerin vasıta olarak bulunması demektir. Söz konusu nispetlerin taayyün etmesiyle zata mahsus mutlaklık, kendisiyle taayyün eden nispetlerden ayrışır.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Alıntı