İnsanların neler yapıp yapmayacağı önceden hiç belli olmaz, beklemek,
zamana zaman tanımak gerekir, her şeye egemen olan zamandır, zaman, kumar masasında karşımızda oturan öteki kumarbazdır ve bütün kartlar onun elindedir, bizler ancak yaşam karşılığında o masadan bir şeyler kazanırız, kendi yaşamımız karşılığında,
Bizim kendi ölçeğimizde gerçekleştirebileceğimiz tek mucize, yaşamayı sürdürmektir,
dedi karısı, şu kırılgan yaşamımızı kırılganlığıyla korumaktır ve buna her doğan gün yeniden başlamaktır, kör olan gözlerimiz değil de yaşamın kendisiymiş gibi, ne yöne gideceğini bilemeyen o imiş gibi, belki de gerçek budur, ne yöne gideceğini gerçekten bilemiyordur belki de, bize aklımızı bağışladıktan sonra kendini bizim ellerimize teslim etmiştir, oysa bizim onu ne hale getirdiğimize bir bakın, Sen de bizim gibi körmüşsün gibi konuşuyorsun, dedi koyu renk gözlüklü genç kız, Bu bir bakıma doğru, beni kör eden sizin körlüğünüz, gözleri görenlerin sayısı daha çok olsaydı belki ben de daha iyi görmeye başlardım,
Ölecek olan zaten şimdiden ölmüş ama o bunu bilmiyor, Ölmeye yazgılı olduğumuzu doğduğumuzdan beri biliyoruz, İşte bu yüzden, bir bakıma hepimiz ölü doğmuş sayılırız,