“İstediğim şey huzur, gürültü patırtı değil’diye devam etti Bay Golyadkin, ‘Öteki insanlarla beraberken nasıl yaltaklanıp, yerlere kadar selam verilir bilmeniz gerekir...
Bu toplumda sizden beklenen bir harekettir. Sözcük oyunları ve güzel iltifatlar yapmak zorunda kalırsınız, sizden bunları beklerler. Ama ben bunları beceremem doktor. Bu kurnazlıkları hiç öğrenemedim, öğrenecek zamanım olmadı. Ben basit ve sade bir adamım. Benim gösterişim yoktur. Bu durumda pes ederim yani kendimi bırakırım...”
İlk olarak hanımefendi, iltifat etmeyi pek beceremem, hanımların karşısında süslü cümleler kurmayı sevmem, kadınların peşinde koşmaktan hoşlanmam ve çok yakışıklı da sayılmam.
Bizde kendini beğenmişlik ve sahte bir gurur bulamazsınız, ama size dürüstçe şunu söyleyebiliriz.
Yani düzgün ve açık sözlü bir karakter, sağduyulu bir akıldan başka özelliğimiz yok; entrika çevirmeyiz.
Entrikacı değilim ve bununla gurur duyarım, işte böyle hanımefendi!..
“Sayın beyefendi, Yakov Petroviç!
Ya siz, ya ben, ikimize birden buralar dar! Bu yüzden o tuhaf, gülünç ve üstelik olanaksız, benim ikizimmişsiniz gibi görünme ve kendinizi öyle tanıtma arzunuz, büyük rezalet ve yenilginizden başka bir şeyle sonuçlanmayacaktır. Bu yüzden çok rica ederim, kendi iyiliğiniz için uzaklaşın ve gerçekten onurlu ve iyi niyetli hedeflere sahip kişilere yol açın. Aksi halde, en sert tedbirleri almaya hazırım. Kalemimi bırakıyor ve beklemeye başlıyorum …
Size minnettar kalmaya da hazırım,silaha da.
Y. Golyadkin”
Bay Golyadkin kendisiyle dalga geçmekten ve yaralarını deşmekten o an için büyük bir haz, hatta şehevi bir haz duyuyordu.
Şimdi bir sihirbaz ya da böyle şeylerle ilgilenen bir aziz gelse- diye düşündü- ve şöyle dese: Ey Golyadkin, sağ elinin bir parmağını ver, ben de karşılığında sana bir şey vereyim; diğer Bay Golyadkin'i ortadan kaldırıp seni mutlu edeyim, ama parmağın karşılığında...
parmağımı verirdim, kesinlikle verirdim, gözümü bile kırpmadan verirdim.
Şeytan götürsün hepsini!
Kısacası, Bay Golyadkin'in misafirinin, sırtında yamalı bir frak, cebinde asil bir kimlik olan ve el açmayı henüz beceremeyen soylu bir dilenciye benzediği söylenebilirdi.