Hamza Algül

Hamza Algül
@Hamza_Algul
رب اني لما انزلت الي من خير فقير اي ربيم بان انديراجگین هر خیره محتاجیم بني مدرسلي قيلان الله صونصوز تشكورلر
Enes b. Mâlik’den (Radıyallâhu Anh) rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Her kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra namaz kıldığı yerde oturup güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikreder, ardından da iki rek‘at namaz kılarsa; ona tam bir hac ve umre sevabı vardır.” Enes (Radıyallâhu Anh) dedi ki Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Eksiksiz, tam bir hac ve umre sevabı.” buyruğunu üç defa tekrar etti. [Tirmizî, 586]
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yetim Tokatlandığı Zaman Ağlayınca, Onun Sesinden Rahmân’ın Arşı Sarsılır ve Yüce Allah Meleklerine Şöyle Buyurur: ▬ “Ey Meleklerim! Ana Babasını Toprak Altında Gizlediğim Şu Yavruyu Kim Ağlatıyor?” [Hadîs-i Şerif] Îsâ Aleyhisselâm Bir Gün Yolda İblis ile Karşılaşır. Bir Elinde Bal, Diğerinde Kül Vardır. Îsâ Aleyhisselâm Ona: ▬ “Ey Allah’ın Düşmanı! Bu Bal ile Külü Ne Yapacaksın?” Diye Sorar. İblis Aleyhillâne Şöyle Cevap Verir: ▬ “Balı Dedikoducuların Ağzına Çalıyorum ki Dilleri Hiç Takılmadan Dedikodunun Doruğuna Ulaşsınlar. Külü ise Başkaları Onlara Hor Gözle Baksın Diye Yetimlerin Yüzlerine Serpiyorum...” [Mükâşefetü’l-Kulûb]
“Kiminle oturup kalkarsan, onun sıfatı sana sirâyet eder ve senin bundan çoğu zaman haberin bile olmaz. Gâfil kimselerle oturup arkadaşlık edenlerin tabiatı da, farkında olmadan onların tabiatından birçok günahın tohumunu alır.” Ebu Hamid el-Gazali (Rahmetullâhi Aleyh)
Ali bin Ebu Talib (Kerremallâhü Vecheh) buyurur ki: “Bir sabah erken saatlerde Ömer bin Hattab’ı (Radiyallâhü Anh), deve üzerinde bir vâdide yol alırken gördüm. Ona: ‘Ey Mü’minlerin Emîri! Nereye gidiyorsun?’ diye sordum. ‘Zekât gelirlerinden bir deve kaybolmuş da onu arıyorum.’ diye cevap verdi. Kendisine: ‘Senden sonra gelecek olan halîfelerin canına okudun!’ diye takıldım. Bana şöyle cevap verdi: ‘Ey Hasan’ın babası! Beni kınama... Rasûlullah Aleyhisselâm’ı peygamber olarak gönderene, yani Allah’a yemin ederim ki; Fırat Nehri kenarında bir kuzu kaybolsa, kıyâmet günü hesabı Ömer’den sorulur. Çünkü ne Müslümanları perişan eden devlet başkanına, ne de mü’minlerin yüreklerine korku salan fâsık idâreciye itaat vardır!’” Mükâşefetü'l-Kulûb
اَلْمُؤْمِنُ هَيِّنٌ لَيِّنٌ، يُؤْنِسُ أَخَاهُ وَيُوَسِّعُ عَلَيْهِ، وَالْمُنَافِقُ شَدِيدٌ يُضَيِّقُ عَلَى أَخِيهِ، وَالْمُؤْمِنُ يَبْدَأُ بِالسَّلَامِ، وَالْمُنَافِقُ يَقُولُ: لَا أَتَكَلَّمُ حَتَّى يُكَلَّمَنِي. “Mü’min yumuşak huyludur. Kardeşinin gönlünü ferahlatır; sahip olduklarıyla kardeşinin hayatını genişletir, kolaylaştırır ve ona hoşgörülü davranır. Münafık ise katı davranır, kardeşine sıkıntı verir. Mü’min söze selâmla başlar. Münafık ise: ‘Benimle konuşulmadıkça ben konuşmam.’ der.” Dârakutnî, el-Efrâd, 778 Enes bin Malik (r.a.) rivayetiyle Kenzü'l-Ummâl