Hamza Algül

Hamza Algül
@Hamza_Algul
رب اني لما انزلت الي من خير فقير اي ربيم بان انديراجگین هر خیره محتاجیم بني مدرسلي قيلان الله صونصوز تشكورلر
CÖMERTLİK VE MİNNET Eli açık bir adama sordular: — “Yoksullara yardım ederken, onlarda bir minnet duygusu gördün mü?” Adam şöyle cevap verdi: — “Ben, aşçının elindeki kepçe gibiyim... Aşçı kepçeye ne yüklerse, kepçe onu taşır. Taşıdığı şeyin kendinden olduğunu ise asla düşünmez...” Rızık Allah’tandır. Yapılan yardımı, bağışta bulunulan kimseye hissettirmek ne kadar kötüdür. Cömert kişi, rızık taşıyan bir kepçe gibidir. Taşıdığını kendisine mâl etmemesi gerekir. [Molla Câmî, Bahâristân]
Reklam
MENKIBE AÇLIK VE TOKLUK ARASI Yahyâ bin Eksem Hazretleri, Hanefî fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 775 (H. 159) senesinde Türkistan’ın Merv şehrinde doğdu. Bağdad ve Kûfe’de; İmâm-ı Muhammed Şeybânî, Abdullah bin Mübârek ve daha başka âlimlerin derslerini dinleyip icâzet aldı. Basra şehrine kadı (hâkim) tayin edildi. 856 (H. 242) senesinde hacdan dönerken, Medîne yakınlarındaki Rebeze’de vefât etti. Yahyâ bin Eksem Hazretleri, Halîfe Me’mûn’un çocuklarının terbiyesi ile görevlendirilmişti. Me’mûn zamanında mahkeme reisliği de yapıyordu. Bir gün kendisine birisi gelip şöyle sordu: — “Allahü Teâlâ kadımıza iyilikler versin. Yemek yemede ölçüm ne olsun, söyler misiniz?” Yahyâ bin Eksem Hazretleri buyurdu ki: — “Açlık ile tokluk arasında yiyeceksin.” Adam tekrar sordu: — “Amellerimi gizleme hususunda ne buyurursunuz?” — “Gücünün yettiği kadar gizle.” — “Gülmede ölçü ne olacak?” — “Yüzünde tebessüm ve açıklık olacak; fakat sesini yükseltmeyeceksin.” — “Ağlama hakkında ne dersiniz?” — “Allahü Teâlâ korkusundan ağladığını kimseye söyleme!”
AHMED İBNİ KEMÂL Osmanlı âlim ve velîlerinin en meşhurlarındandır. Büyük bir devlet ve ilim adamı idi. Asıl ismi Şemseddîn Ahmed’dir. Dedesi Kemal Paşa’ya nisbetle “İbni Kemâl” veya “Kemal Paşazâde” diye tanınmıştır. 1468 (H. 873) yılında Edirne’de doğdu. İbni Kemâl Hazretleri, durmadan din için, devlet için ve halk için gayret etti. Cinnîlere dahi fetvâ verirdi. Eşsiz ve sayısız ilmî eserleri vardır. 16 Nisan 1534 (H. 940) tarihinde İstanbul’da vefât etti. Cenaze namazı, Fatih Câmii’nde büyük bir kalabalık tarafından kılındıktan sonra Edirnekapı dışındaki Mehmed Çelebi Zâviyesi’ne defnedildi. Ahmed İbni Kemâl Hazretleri’nin, herkese öğüt ve nasihat mahiyetinde darb-ı mesel hâlini almış kıt‘a ve beyitleri vardır.
Seçim yaklaştıkça aynı sorular gelmektedir: “Oy kullanmak câiz mi? Oy kullanmak, gayrimüslim düzeni onaylamaktır; küfre götürür...” Beyler, şunu iyi bilin: Biz “düzen oylaması” yapmıyoruz. Bize, “Hangi düzeni istersiniz?” diye sorulmuyor! Bunu zihninize iyice yerleştirin. Biz; gasp edilmiş haklarımızı almak ve elimizden alınmış hakları korumak için oy kullanıyoruz. Artık bunu anlayın. Eğer anlayamıyorsanız, bari söz dinleyin ve fitnecilik yapmayın. Yoksa siz birilerine mi çalışıyorsunuz? Prof. Dr. Orhan Çeker Ehl-i Sünnet Âlimler Birliği Başkanı
ŞEYTANI NE KORKUTUR? Evliyâdan Ebû Saîd-i Harraz Hazretleri’ne şeytan, rüyasında siyah ve çirkin bir sûrette göründü. Ebû Saîd Hazretleri korktu ve ondan nefret etti. Onu kovmak için bastonunu havaya kaldırıp vurdu. Lâkin habîs hiç aldırmadı; yerinde durup şöyle dedi: — “Ey Ebâ Saîd! Sen bilmez misin ki ben, bastondan, silahtan veya harp âleti olan hiçbir şeyden korkmam!” Ebû Saîd Hazretleri: — “Ey merdûd! Ya sen neden korkarsın?” diye sordu. İblis dedi ki: — “Mü’minin kalp nûrundan korkarım. Onun nûru, yıldırım gibi üzerime dökülür. Allah’ın sevgisini kazanmış kullara hücum etmeye gücüm yetmez.” Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır: ﴿ وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ ﴾ “Her kim Rahmân olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse, biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.” (Zuhruf Sûresi, 36. âyet-i kerîme)
Reklam