Hamza Algül

Hamza Algül
@Hamza_Algul
رب اني لما انزلت الي من خير فقير اي ربيم بان انديراجگین هر خیره محتاجیم بني مدرسلي قيلان الله صونصوز تشكورلر
Bir gün, Fahreddin er-Râzî hazretleri sokakta yürürken, arkasında onlarca talebesi onu takip ediyor; ne söylese hemen not alıyorlardı. Bu durumu gören yaşlı bir kadın şaşırdı ve talebelerden birine seslenerek: “Evladım! Bu adam kim?” diye sordu. Talebe biraz kızgın bir şekilde: “Sen onu tanımıyor musun? Bu, Allah’ın varlığına dair binlerce delil yazmış olan büyük İmam Fahreddin er-Râzî’dir!” dedi. Bunun üzerine yaşlı kadın şöyle cevap verdi: “Evladım, eğer onun içinde bin tane şüphe olmasaydı, Allah’ın varlığına bin tane delil aramazdı. Allah’ın varlığında şüphe mi var?” Bu söz İmam Râzî’ye ulaştığında derin bir iç çekti ve şöyle dedi: “Allah’ım! Nîsâbur’un yaşlı kadınlarının imanı gibi bir iman nasip eyle!”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hasan el-Basrî rahmetullahi aleyh şöyle demiştir: “Sevdiğinizde de, buğz ettiğinizde de ölçülü olun; aşırı gitmeyin. Zîrâ bazı kimseler, bazı toplulukları sevmede aşırı gittiler de bu sebeple helâk oldular. Yine bazı kimseler de bazı topluluklara buğz etmekte aşırı gittiler ve bu nedenle helâk oldular. Sevginde de, buğzunda da aşırı gitme. Her kim kardeşinin üzerinde bir hicap (örtü) görürse onu açmasın. Kardeşinin gizli hâllerini araştırmasın. Çünkü sen bundan nehyolundun. Onun kusurlarını deşeleyip araştırma ve kardeşinden uzaklaşma.” (Abdullah b. Mübârek, Zühd, 665)
ZİKİR HALKALARINDA BULUNMANIN SEVÂBI Allâh (c.c.)’ı zikretmek makbûl bir ibâdet olduğu gibi, zikir halkalarında bulunmak da makbûl bir ibâdettir. Buna dair pek çok delil vardır. Abdullâh İbni Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet bahçelerine uğradığınız zaman oradan faydalanmaya bakın!” Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.): “Yâ Resûlullâh! Cennet bahçeleri nedir?” diye sordular. Allâh’ın Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet bahçeleri zikir meclisleridir. Allâhü Teâlâ’nın yeryüzünde dolaşıp zikir meclislerini araştıran melekleri vardır. Onlar zikir meclislerini buldukları zaman, zikredenlerin yanına gelir ve aralarına katılırlar.” Hz. Muâviye bin Ebû Süfyân (r.a.) şöyle dedi: “Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.), halka şeklinde oturan sahâbîlerinin yanına geldi ve onlara: ‘Burada niçin oturuyorsunuz?’ diye sordu. Onlar da: ‘Allâhü Teâlâ bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lütufta bulundu. Biz de bu sebeple O’nu zikretmek ve O’na hamd etmek için toplandık.’ diye cevap verdiler. Resûlullâh (s.a.v.): ‘Allâh aşkına söyleyin! Siz buraya sadece Allâh’ı zikretmek için mi toplandınız?’ diye sordu.
Asr-ı Saadet’te Peygamber Efendimiz (asm), ashâbıyla birlikte bulunuyordu. O sırada bir genç çıkageldi ve edebe uygun olmayan bir şekilde: “Yâ Resûlallah! Ben falanca kadınla arkadaş olmak, onunla zina etmek istiyorum.” dedi. Ashâb-ı Kirâm bu söz karşısında çok öfkelendi. İçlerinden bazıları genci susturmak, hatta huzurdan çıkarmak istedi. Çünkü genç son derece hayasız bir söz söylemişti. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (asm): “Bırakın o genci.” buyurdu. Sonra genci yanına çağırdı ve dizinin dibine oturttu. Öyle ki, gencin dizleri Peygamber Efendimiz’in mübarek dizlerine değiyordu. Ardından ona şefkatle şöyle sordu: “Ey genç! Birisinin annenle böyle çirkin bir iş yapmasını ister misin? Bu hoşuna gider mi?” Genç hemen: “Hayır yâ Resûlallah!” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (asm): “Öyleyse insanların anneleri için de bu hoş değildir.” buyurdu. Sonra tekrar sordu: “Peki, birisinin kız kardeşinle böyle bir kötülük yapmasını ister misin?” Genç öfkeyle:
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: - "Yedi helâk ediciden kaçının!" Sahâbîler: - Ey Allahın Resûlü! Bunlar nelerdir? diye sordular. Hz. Peygamber: - "Allah'a ortak koşmak, sihir (büyü) yapmak, Allah'ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, evli, namuslu ve hiç bir şeyden haberi olmayan kadınlara zina isnad etmektir,” buyurdu. (Buhârî, Vasâyâ Hayırlı bereketli cumalar