Keşke yalnız büyük kralların, zalim imparatorların değil, sıradan insanların içindeki gizemli metinler de böyle bir yerlere gizlenip binlerce yıl sonra çözülebilseydi...
Ama çoğumuz söylemek isteyip de söyleyemediklerimizle bu dünyayı bırakıp gidiyoruz değil mi? Bizi en çok tanıdığını sananlar bile aslında gerçekte tanımıyorlar.
Çocukluk bitiyor öyle mi?
Çocukluk bitiyor ve içimizdeki o farklı çocukların hepsi büyüyor... Ya da belki hepsi yavaş yavaş bizi bırakıp gidiyor, o uzun yolda yürürken her dönemeçte, her yol ayrımında birinden sessizce ayrılıyoruz, kimi zaman farkına bile varmadan onu orada bırakıyoruz ve sonunda tek başımıza kalıyoruz.
Bütün o farklı çocuklardan geriye bir tek insan kalıyor.
Belki de insanları bir türlü anlamayışımızın, günün birinde en beklenmedik biçimde bizi şaşırtmalarının nedeni, hep bir bütün olarak bize verdikleri görüntüyle yetinip farklı parçalardan oluştuklarını unutmamızdır.