Şu ana kadar okuduğum, beni en çok şaşırtan kitap bu oldu sanırım. Kitabın kurgusu gerçekten muhteşem ötesiydi. Dili son derecede akıcıydı. Edebiyata ve okumaya verilen önemin bu kadar ön planda tutulduğu başka bir roman okumadım.
Konu Podima köyündeki bir cinayet vakası ve bunu araştırmaya gelen gazeteci kızın, Ahmet Beyin kapısını çaldıktan sonra başlıyor. Ona daha önce hiç kimseye anlatmadığı ikiz kardeşi Mehmet'in hikayesinin masal gibi, edebiyatı son derece güzel şekilde kullanarak, diğer yazarlardan romanlardan alıntılar yaparak anlatması romanıydı. Aşk, kıskançlık, takıntı, kibir, ego, heyecan her şey vardı romanda. Romanın içinde sık sık tekrarlanan; "İnsanoğlunun sahip olduğu en tehlikeli duygu aşktır." cümlesini ispatlayan bir eser.
Kitabın sonunda uğradığım şaşkınlık içerisindeyim, her sayfada artan merak sürükleyici bir hal alıyor. Yazarın üslûbuna ve olayların birbiriyle olan ilginç bağlantısına hayran kaldım. Kesinlikle herkesin okumasını tavsiye ederim.
"İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor."