…Biz ölümün kucağına birdenbire düşmüyoruz, kucağına doğru yavaş yavaş yürüyoruz diyordun. Ölmekteyiz her gün. Her gün yaşamımızın bir parçası kopup gidiyor bizden…
…Peki, ya bilgeliğin temeli nedir diye sorarsan:”Boş şeylerden hoşlanmamaktır,” derim. Buna temel dedim ama temel değil tavandır aslında, doruktur. Neden memnun olması gerektiğini bilen, mutluluğunu başkasının ellerine bırakmayan insan, bilgeliğin doruğuna erişmiştir!
Peki, iyilikler dost kazandırmaz mı insana? Kazandırır kazandırmasına, yeter ki iyilik edeceklerimizi seçme olanağı bulalım. İyiliklerimizi saçıp savurmayalım da yerli yerine oturtalım. Böylece kendi aklını kullanmaya başladığın zaman, bilgelerin şu öğüdünü uygulamalısın: İşin en önemli yanı, iyilik görenin kim olduğudur, ne iyilik gördüğü değil.