Zaman her şeyi muhafaza eder ama hepsi rengini kaybeder; metal plakalara sabitlenen çok eski fotoğraflar gibi. Işık, zaman, plakaların üzerindeki yüzlerin keskin ve karakteristik nüanslarını siler. Resmi sağa sola çevirmek gerekir, çünkü metalin vaktiyle çehresinin kendine has özelliklerini içine aldığı kişiyi kör plakanın üzerinde tanımak için belli bir ışık kırılmasına ihtiyaç vardır. İnsanın her hatırası da zamanla işte böyle solar. Fakat günün birinde bir yerlerden ışık gelir ve bir yüzü yeniden tanırız.
Hayat böyle yaşanmalıydı, gayesizce dolaşarak, bir mola ve yola devam, beyaz çizgiyi izle, bir sigara yak ve çölün şaşırtıcı göğünde anlamları ara boşuna…
Beni kendime yabancılaştırıyordu. Sakin geceler ve yüksek okaliptüs ağaçlarıydı o, çöl yıldızlarıydı, kara parçasıydı, göktü, dışardaki sisti, oysa ben sadece yazar olma amacı ile bulunuyordum orada, para kazanmak ve ünlenmek gibi saçma bir nedenle. Benden o kadar üstün, o kadar dürüsttü ki kendimden iğrendim.