Hande

Kader denen şey, ilahi karmaşada bir matematikti ve insanoğlunun en büyük hatası da onu sadece neticeler yaratan bir şey olarak görmesiydi. Oysa insanın yaptıkları kadar yapmadıklarını da seçtikleri kadar seçmediklerini de oldukları kadar olamadıklarını da içine alıyordu kader. O, zaman boyunca uzanan yani geçmişten gelip dört nala geleceğe doğru ilerleyen düz bir çizgi değildi. Kader bir döngüydü. İçinde neticeler barındırdığı kadar görülmemiş, gizli kalmış sebepler de barındırıyordu. Bitişlerle olduğu kadar başlangıçlarla da doluydu. Tek mesele kaderi okumakta, okuyabilmekteydi.
Reklam
İnsanın istediği bir şey varsa eğer hayal etmesi yetmez, yüreğiyle inanması, iman etmesi gerekir.
Nasıl gece günün bir parçasıysa; acı, keder ve kasvet de yüreğin bir parçasıydı ve bunları kesip atmaya çalışmak insanı huzura kavuşturmuyor tam tersine ruhun sakat kalmasına ve hissizleşmesine neden oluyordu.
...kaçmaya başlayıp kaçtıkça daha çok korkan tavşan misali, yeryüzündeki birçok tedirginliğin aslında insanoğlunun kendi kendine uydurduğu, taşıdıkça ağırlaşan, hayali ve mesnetsiz prangalardan ibaret olduğunu anlayamayacak kadar toydu.
...kaçmaya başlayıp kaçtıkça daha çok korkan tavşan misali, yeryüzündeki birçok tedirginliğin aslında insanoğlunun kendi kendine uydurduğu, taşıdıkça ağırlaşan, hayali ve mesnetsiz prangalardan ibaret olduğunu anlayamayacak kadar toydu.
Reklam