…bir yandan da yarı yarıya unuttuğu duaları tekrarlıyor, Tanrı’ya yönelteceği düşünceleri, yakarış sözlerini yerli yerine koymaya çalışıyordu. Çünkü insanın bilincinde başlangıçla sonun, yaşamla ölümün uyuşmazlığını uzlaştıran yalnızca bilinmeyen ve görünmeyen Tanrı’ydı. Dualar bu yüzden okunuyordu. Tanrı’ya yakarışımızı işittiremediğimiz, dünyayı insanlar için neden doğmak ve ölmek üzere yarattığını soramadığımız için okuyorduk duaları. Dünyaya geldikten sonra insanlar yazgılarına dualarla katlanıyor, yazgılarıyla dualar sayesinde uzlaşıyorlardı. Duaların hiç değişmemesinin, hepsinde aşağı yukarı aynı sözlerin söylenmesinin nedeni, insanların boşu boşuna sızlanmalarını önleyip yatışmalarını sağlaması içindi. Yüzyıllardır elden ele dolaşarak perdahlanan altın paralar gibi dualar da sağların ölülerinin başında söyledikleri süzme sözlerdi.
İnsan yalnız Tantı’ya gücenip küsmez. Ecelin gelmişse ölürsün çünkü doğmak gibi ölmek de Tanrı’nın buyruğudur. Bunun dışında yeryüzünde her şeyin hesabı sorulur.