Sen onu değil, onda yaşadığın duyguyu seviyorsun. Onda canlanmış duygunu, onu, ta kendisi sanıyorsun. Oysa kalp uyanmadıkça duygular cümlelerde beden bulamaz. Uyuyan kalplere de hiçbir söz nefes olamaz.
‘Hayvan ağızdan, insan kulaktan beslenir.’ Der Mevlana. Beş duyu organınızın bilinenden başka görevleri de var. Mesela dil, bedeninizdeki en güçlü kastır. Bu güçlü kas, sadece yemeği değil, sözleri de tadıp öğütür. O yüzden biri sana dedikodu ikram ederse “Diyetteyim…” de. Yoksa kulaktan başlayan zehir, tüm organları ele geçirir. Artık iyi bakmaz, el sıkışmaların parmak ucuyla ya da sahte sarılışlarla olur. Sindirilemeyen sözler küf tutarken, sen bu kokunun ağzından olduğunu fark etmez, başkalarında ararsın.
Affetmek zihinle olur, hayatına tekrar dahil etmekle değil. Bırak omuzlarında taşıdığın o yükü. Sırtının ne denli kamburlaştığını, affedebilmeyi öğrendikten sonra fark edeceksin.