Ay Sarayı

Paul Auster
Çevirmen:
Seçkin Selvi
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 31 dk.
Sayfa Sayısı:
336
Basım Tarihi:
Haziran 2014
İlk Yayın Tarihi:
2004
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
Moon Palace
ISBN:
9789755102696
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2017 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2017 17:04
Paul Auster çağdaş Amerikan edebiyatının önemli yazarlarından. Ülkemizde romanlarından çok 'Türkiye'nin demokratik bir ülke olmadığı' gerekçesiyle ülkemize gelmemesiyle daha çok gündem olmakta ne yazık ki. Yazarın okuduğum dördüncü romanı ve okumalarımın devamı da gelecektir. Birkaç kitabını bitirdikten sonra yazarın herhangi bir kitabı elinize geçtiğinde evet bu Auster romanı diyebilecek noktaya geliyorsunuz. Kitapları benzer şekilde tesadüfler üzerine kurulu olmasına rağmen kendisini tekrarlamayıp okuduğum her kitabında beni kalemine biraz daha hayran bırakıyor. Ay Sarayı tesadüfler ya da bir başka deyişle bir kader romanı. Kimine göre de yazarın en başarılı kitabı ama benim favorim hala Son Şeyler Ülkesinde. Bu kadar basit bir konu nasıl bu denli canlı bir hale getirebilir? İşte onun kitapları sıradanlığın çarpıcılığı! Auster romanlarının sanırım bir ortak noktası da karakterlerin yalnızlık duygusu. M.S Fogg hayattaki tek akrabası olan dayısını kaybettikten sonra yaşadığı boşluk, delirme ve yaşamın anlamını bulma arasındaki o ince çizgide gidip gelmesiyle başlıyor kitap ve bundan sonrası okuyucuyu tahmin edemeyeceği bir kurguyla sürüklüyor. Paul Auster kitaplarının sonlarından genellikle hoşlanmasam da kitapları daima en sevdiklerim arasında olmuştur; herhalde bu açıdan sonunu en beğendiğim kitabı bu diyebilirim. Ay Sarayı M.S Fogg un yalnızlığına, kendini keşfedişine gerçek bir yaşam öyküsü okur gibi eşlik edeceğiniz klasik bir Auster romanı. Eğer yazarın daha önce eserlerini okumadıysanız bu roman iyi bir başlangıç olabilir.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
Puan vermedi·302 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2018 22:01
Ay Sarayı Paul Auster'ın 1989'da yayınladığı 4'üncü (Farklı isimde çıkardığı bir kitabı daha vardı hatırlarsınız) kitabı. Hayatını anlattığı kitap dışında , New York Üçlemesi ve Son Şeyler Ülkesinde 'yi okumuştum bundan önce, yazar hakkında da detaylı bilgi vermiştim o incelemelerde. Ay Sarayı ne "New York Üçlemesi" gibi postmodern bir -pardon üç- polisiye ya da "Son Şeyler Ülkesinde" gibi distopik- Öyle miydi gerçekten?- bir hikaye. Bazı okurların en sevdikleri Paul Auster romanı hatta en sevdikleri şey olarak tanımladıkları bu kitap, bazılarına ise oldukça sıkıcı gelebiliyor. Herkesin dediği gibi tesadüfler üzerine bir kitap bu. Kitapta bir iki yerde “Hah! Sanki dünyada rastlantı diye bir şey olabilirmiş gibi. “ ya da “Rastlantı diye bir şey yoktur. Bunu yalnızca cahiller söyler.” tarzı cümleler geçse de Doktor Jivago'yu temize çıkaracak kadar çok tesadüf var bu kitapta. (Okumadım, incelemelerde öyle diyordu herkes) Baştan başlayalım isterseniz. Hatta ilk paragraftan. İnsanların Aya bastığı yıl başlıyor hikayemiz ve ilk paragrafta kitabın sonuna kadar ne olacağını söylüyor Paul Auster. Yani aslında ilk paragraftan sonrasını okumanıza hiç gerek yok. Ama o kadar parayı boşu boşuna vermediğinize inandırmak için kendinizi okumaya başlıyorsunuz. Kitap boyunca da bazı kırılma noktalarından sayfalar önce süprizbozan (alışamadım daha- spoiler) veriyor Paul Auster ve zaten tahmin ettiğiniz şeyi tahmin ettiğiniz anda o da söylüyor size. Ama kitabın başında nasıl başlamışsanız kitabı okumaya, böyle yerlerde de devam ediyorsunuz mecburen. Hedef önemli değil çünkü, yolculuk önemli. Evet yolculuk önemli ve bu yönüyle beat kuşağına yaklaşıyor biraz Auster. Kitap içinde çeşitli yolculuklara çıkıyoruz çeşitli
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
9/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2016 69. kitabı
Kitap bir akşam eve geldiğimde eşimin elindeydi. Çok övgü ile bahsedince okudum....Bir kaç gün sonra Kartal'da yöneticilik yaptığım bir okulda "Asperger Sendromu Tanısı" olan bir öğrencim bir sabah koşarak odama geldi....Bana hep "Komserim" derdi.Yine aynı hitap ile "Komserim Katili buldum.Katil Ay Sarayında Paul Auster dedi.Garip ama şaşırtıcı gelmişti. Kitaba gelince elinize aldığınızda okuyucu olarak tatmin olacağınız.Yarıda bırakmayacağınız bir kurgu diyebilirim.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
7/10
·302 syf.··
2019 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2019 18:13
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Arka kapağında kahramanımız Marco Stanley Fogg’un artık çalışmamaya, yemek yememeye başlaması ve bunların sonunun nereye varacağının yarattığı merak üzerine kurulu bir hikaye olduğu bilgisi veriliyor. Ben de eserin bu kurgu üzerine kurulu olduğunu düşünüp okumaya başladım. Ancak bunun eksik ve yanıltıcı olduğunu düşünüyorum. Bahsedilen ruh hali M.S. Fogg’un hayatının yalnızca bir döneminden ibaret ve roman bu çözümleme üzerine kurulu değil. Bu süreçteki ilginç karşılaşmalar, tanışmalar, mecburiyetler kahramanımızı tahmin edemeyeceği olay ve durumlarla yüzleştiriyor. Kendi geçmişinin tozlu sayfalarını aralayıp yazgısındaki bilinmeyenleri kahramanımıza gösterirken, bizlere de hikaye içinde hikayelerle üç kuşağı anlatıyor. Kurgu tahmin edemeyeceğimiz şekilde ilerlerken zaman zaman farklı çevrelerden kişilerin eserin kadrosuna dahil edildiğini görüyoruz. Abartılı rastlantıların, eserin okuyucu üzerindeki etkisini azalttığını düşünüyorum. Çizilen karakterlerin geneli fiziksel ve ruhsal açıdan ilginç tipler. Yazarın üslubu ve kullandığı ifadelerse etkileyici. Bilim, kültür, sanat ve edebiyat açısından bilgilenmemizi de sağlaması da güzel. Kitap bittikten sonra ilk sayfasının aslında son sayfa olduğunu fark ediyoruz. Bu sebeple ilk sayfanın yeniden okunması faydalı olacaktır.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
7/10
·336 syf.··
2024 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2024 16:27
Tuhaf bir kitap bence Ay Sarayı... Insanı yumuşacık içine alıyor, ardından bir sürü palavra, "yok artık bu kadar da olmaz" diyeceğiniz pek çok tesadüfü arka arkaya sıralıyor... Yine de o ay ışığında herşey gerçek gibi, ama aynı zamanda gerçek üstü anlamlara bürünüyor. Sonlara doğru Kitty'nin dediği gibi "Kitty dirseğine dayanıp sola döndü bir bana baktı, sağa döndü bir Barber'a baktı, sonra o karmaşık sorunu iki cümleyle çözdü. "Tabii doğruyu söylüyordu," dedi. "Anlattığı olaylar her zaman doğru olmayabilir, ama o doğruyu söylüyordu."
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
Puan vermedi·302 syf.··
2018 12. kitabı
Haruki Murakami nin ''Sahilde Kafka'' kitabını okuduktan sonra yazarın kitaplarını hemen bitirmemek adına ona benzer yazarları araştırdım ve karşıma bu kitap çıktı,aldım okudum alakası bile yok ama ayrı bir kitap olarak güzel kısa bir kitap olmasına rağmen içindeki olay örgüsü çok fazla nerelerden nerelere geliniyor o denli bir hikaye,ama içinde birazda Türk filmleri unsuru var sanki :)
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
Ay Dünya Güneş
6/10
·336 syf.··
2021 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 23:25
Çekicilik... Bu şekilde ifade etmemin sebebi konu ve yazar ne kadar ilgi çekici de olsa, kitap bir türlü beni içine çekmedi. Uzun, edebi ve ağdalı cümlelerin yanı sıra alıntı yapılabilecek bir sürü ifade olmasına rağmen kitapta bir şeyler eksik. Bir anda yükselen, heyecanlandıran bölümler yok değil. Kurgusal bir karmaşa ve rastlantılarla ilerleyen zoraki bir öykü. Okunur mu ? Evet ama beklentilerimin altında olduğunu söyleyebilirim.
Edebiyat
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2023 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 20:48
Eğer yeterince uçuk rastlantılar düşünürseniz hayatın kendisini elde etmiş olursunuz. Hayatın kendisi de rastlantısal meydan okumalar değil midir zaten? Asla olmanız gereken zamanda olmanız gereken yerde olamazsınız. Yanlış kişileri doğru zamanda, doğru kişileri yanlış zamanda hayatınıza alırsınız. Evet, hayatın kendisiydi bu. Rastlantısal trajediler toplamı. “Hep yanlış zamanlarda doğru yerde, doğru zamanlarda yanlış yerlerdeydik.” Yazarın ince alaylı bir üslubu var. Bu alay kimi zaman bir topluma veya bir sisteme kanalize olsa da yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi ihmal etmiyor. (Solomon karakterinin yazdığı romanla dalga geçerken aslında kendisiyle ediyor alayın en büyüğünü.) Bu roman bir şablonu değiştirdi aslında kafamda. Akıcı roman deyince aklıma hep olay örgüsü çok yoğun romanlar gelirdi. Aslına bakarsanız bu romanda bariz bir olay yok. Karakterler çok güçlü, çok yönlü, aşırı iyi ya da aşırı kötü de değil. Bir roman karakterinin olması gerektiği kadar sıradan insanlar. Yazarın ustalığı ise buradan sonra başlıyor işte. O sıradan hayatları öyle sıradışı bir şekilde sunuyor ki polisiye bir cinayet romanı okur gibi bir sonraki sayfayı merak ederken buluyorsunuz kendinizi. Kitabı nasıl bitireceğimi şaşırdım. Öyle akıcı bir romandı ki yazarın yeteneğine hayran kaldım. Kitabın ana karakteri Marco Stanley Fogg üzerinden aslına bakarsanız kapitalist düzen mizahi yapıldığını düşünüyorum. Bilirsiniz ki; Amerika kapitalizmin başkentidir. Kapitalist düzende çalışmayan, işe yaramayan,para üretmeyen hiçbir şeye yer yoktur. “Mutlak bir bencillikten mutlak bir benliksizliğe geçmeye kararlıydım.” Benliksizliğe geçme noktasında çok sevdiği dayısının ona verdiği kitapları satmaya başlaması beni kendinden tamamen vazgeçme ve düzenden tamamen çıkamama sorunu olarak
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
8/10
·336 syf.··
2021 37. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2021 16:14
(Bol bol spoiler olacak incelememde, uyarayım da sonra bana şarlamayın) Kitapta 3 kişinin hikayelerini okuyoruz, ilk kısım anlatıcı rolündeki M.S. Fogg üzerine dönüyor. Fogg’un ailesi, annesini kaybedişi, dayısı ile hayatı ve onu da kaybettikten sonraki çökme dönemi, o çöküşten kurtuluşu... Bu bölümde Fogg’un en bitik anlarında rastlantı sonucu tanıştığı ve sonrasında elinden tutup kaldıran, hayatının devamında da uzun bir süre kalacak olan Kitty ile de tanışıyoruz. Fogg kendini toparladıktan sonra Effing adında huysuz bir ihtiyara bakıcılık işine giriyor. Kitabın ikinci kısmını oluşturuyor Effing ile birlikte yaşadıkları ve Effing’in ilginç yaşam öyküsü. Effing’in ölümü sonrasında ise vasiyeti üzerine, Effing’in hiç görüşmediği oğlu Solomon Barber’a ulaşıyor ve kitabın son olay örgüsü başlıyor. Burada da Solomon’un hayat hikayesine ve Fogg ile tesadüfi bağlantısına tanıklık ediyoruz. Yazarın kişileri ve olayları birbirine rastlantısal olarak bağlama şekli hoşuma gitti. İmkânsız gibi görünen bağlantıları bile mümkün bir olay örgüsü ile bağlamış. Ayrıca anlatıcının kendisi ile konuşmaları karakterlerin duygu durumlarını anlatmak açısından gayet başarılıydı. Sürükleyici değil ama akıcı bir kitap. Hatta Effing’in kısımları sürükleyici bile sayılabilir. Karakterlerin hayat akışlarının sürekli değişmesine tanık olmak, kendi hayatımızı da bu şekilde takip ettiğimizde nereden nereye geldiğimizi düşünmemize sebep oluyor okurken. Belki o kadar ekstrem değişiklikler değil ama insan bir düşünmeden geçemiyor. Bende öyle oldu yani.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
8/10
·336 syf.··
2022 4. kitabı
Paul Auster'in alışık olduğumuz üslubu yani tesadüflerin yoğunlukta olduğu eserlerinden bir tanesi daha: Ay Sarayı. Yalnız belirtmeliyim ki, tesadüfler o kadar güzel bir biçimde yerleştiriliyor ki okurken şaşırmamak elde değil. Eserde Effig'in hayat hikayesini ve Fogg'un bu hayat hikayesinin peşinden giderken yaşadıklarını kaçırmamanızı tavsiye ederim.  Keyifli okumalar
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma

Yazar Hakkında

Paul AusterYazar · 37 kitap
Paul Auster (3 Şubat 1947, Newark, New Jersey - 30 Nisan 2024, Brooklyn, New York, ABD) ABD'li roman yazarı, şair ve senarist. Paul Auster, 3 Şubat 1947'de New Jersey'de, Polonya'dan ABD'ye göçmüş Yahudi bir ailede doğdu. Annesi bayan Queenie Auster, babası ise hukukçu bay Samuel Auster'dı. South Orange, New Jersey ve Newark'da büyüdü. Columbia Üniversitesi'nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim alan, 1971-1974 yılları arasında Fransa'da yaşadı. İlk evliliğini Amerikalı yazar Lydia Davis ile yapan Auster, 1981 yılında, bir başka tanınmış Amerikalı yazar Siri Hustvedt ile evlendi. Geleneksel kitap konularının dışına yüksek bir başarıyla çıkıp, yaratıcılığın sınırlarını genişletebilmiş olan Auster'in başlıca yapıtları arasında New York Üçlemesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı, Kırmızı Defter, Leviathan, Kehanet Gecesi, Duman, Görünmeyen, Yükseklik Korkusu, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam bulunuyor. Auster'in yazarlığa ilk başladığı yıllardaki sıkıntılı günlerinde Paul Benjamin imzasıyla yayınladığı bir de polisiye romanı vardır. Bu roman yazarın otobiyografik romanı 'Cebi Delik' in eki olarak yayınlanmıştır. Can Yayınları tarafından Seçkin Selvi 'nin çevirisiyle 'Köşeye Kıstırmak' adı ile 2000 yılında Türkçeye kazandırılmıştır. 2006 yılında İspanya'nın saygın ödüllerinden olan Asturias Ödülü'nü edebiyat dalında Paul Auster kazandı. 26'ncısı düzenlenen "Asturias Prensi" ödüllerinde, aralarında Orhan Pamuk 'un da yer aldığı 18 ülkeden 26 yazar edebiyat dalında aday gösterilmişti. Yazarın Duman (Smoke) ve Surat Mosmor (Blue in the Face) isimli senaryoları ünlü yönetmen Wayne Wang tarafından filme çekilmiştir. Daha sonra Lulu On The Bridge ( Lulu Köprüde) İsimli kitabını da kendisi filme çekmiş, hem senarist hem de yönetmen olarak yapıtın tüm aşamalarında bulunmuştur. Film hakkında yaptığı bir söyleşide kendi yazma biçimi üzerine konuşurken Peter Brook'un bir röportajından alıntı yaparak işlerinde mitlerin uzaklığıyla gündelik yaşamın sadeliğini kaynaştırmaya çalıştığını söylemiştir. Ödülleri 2006 - 26. Asturias Ödülü - Edebiyat