Moon Palace

Paul Auster
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
315
Basım Tarihi:
2004
Yayınevi:
Faber and Faber Paperback
Orijinal Adı:
Moon Palace
ISBN:
9780571142200
Ülke:
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

#1001kitap~~~
9/10
·336 syf.··
2022 365. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2022 11:53
~~~Yaşamımızı 1yığın rastlantı belirliyor.~~~ "Ay Sarayı", Auster, Amerika'nın efsanevi rüya manzarasına karşı, sevgiyi, babasını ve kökeni ile kaderinin bilmecesinin anahtarını arayan 1yetim olan Marco Stanley Fogg'un tuhaf durumlarını zekice aktarır. Baba, yaşam, aşk ve kardecilik üzerine 1roman olup, gerçek ya da veya fiili babalıkları ko­nusunda kayıtsız, hevesli ya da karşıt duygular yaşa­yan erkeklerle dolu 1kitaptır. Başkahraman Marco Stanley Fogg, babasını hiç tanımamış ve çocuk yaştayken ölen annesi tarafından büyütülmüştür. Daha sonra, Victor Dayısının yanında, canayakın ama duygusal açıdan il­gisiz olan ev halkıyla yaşamaya başlar. Victor ölünce büyük kitap koleksiyonu Fogg'a miras kalır ve evsizlik, iflas gibi olaylardan kurtulmak için kitapları parça par­ça satar, hayatı olduğu gibi yaşar ki bu kısım en sevdiğim kısımlardı çokça altını cizdigim cümleler oldu bu kısımda hayat ve kayıtsızlık, en çok ihtiyacım olduğu vakit sanki, kendi duygularima okadar yakın cümle buldum ki çokça eğlenerek ve düşünerek okudum bu kısımları :))) Yaşlı ve çok ilişkiler içindeki 1babanın çocuğu olan Kitty Wu, Fogg'u kurtarır ve birbirlerine aşık olurlar. Garip, münzevi 1ressam olan Thomas Effing'in ya­şam hikayesini kaydetme işini bulur ama bu istikrar dö­nemi kısa sürer. Fogg, Effing'le tuhaf 1bağ kurar ve onu manevi akıl hocası olarak benimser ve onunla yoğun ama kısa önemli 1ilişkiler içinde olur. Kitty'nin hamileliği, kendi moral bozucu deneyim­leri, aşkları ve yaşananlar... Üç kuşağı kapsayan, gerilim, beklenmedik rastlantılar, yürek burkan trajediler, rastlantılar en sevdiğim*** ve yine mest olduğum anlatımı ve bilgeliklerle dolu olan "Ay Sarayı", ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasında olup, okuyucuyu Marco'nun aşkı, bilinmeyen babasını ve kökenleri ile
Edebiyat & Roman
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
2022 128. kitabı
DİPÇE : Paul Auster: "Hiç kuşkusuz sakat ve yaralı bir insansın, ta başından beri içinde yara taşıyan birisin yoksa ne diye bütün ömrünü sayfaların üzerine o yaranın kanını akıtırcasına sözcükler dökerek geçiresin?" der kendini anlattığı yazısında. Buradan yola çıkarak, yarattığı karakterlere kendini pay ettiğini anladığımız yazarın eserlerine günümüz insanın saklısı gizlisi yansır. Yer yer ince alaysı üslubu, yer yer okuru peşinden koşturan olay örgüsüyle devingen bir yapıya sahip Ay Sarayı'nda tesadüflere bağlı yaşamlarda bireyin tutunma  çabasını,  yaşamı anlamlandırma biçimlerini görürüz. Ailenin son bireyi M.S.  Fogg'dan geriye yolculukla bir kuşak dizimi oluşturmuş yazar. Baba figürünün eksik ve etkin rolüyle biçimlenen hikayede her üç kuşağın aynı yerden yaralanması, modelleri farklı olsa da benzer direniş sergilemeleri olay örgüsünün dağınıklığını ortadan kaldırmaktadır. Aile bütünlüğüne sahip olamayan bireylerin yalnızlıklarının ve sevgi arayışlarının fiziksel değişimlerle sembolize edildiği yaşamlarda bireyin içe yolculuğunun kaçınılmazlığı üzerine durulur. Solomon karakterine söylettiği "Ben, sistemin başarısızlığının canlı kanıtı; bolluk ülkesinin oburluktan çatlayışının somut örneğiydim.” ifadesi modern insanın geldiği noktayı gösterir. Çağının örtük dramını iç içe geçmiş yaşamlar üzerinden anlatan yazar herkesin kendi hikayesinin yazarı olduğunun da altını çizer. Yazgının çemberine attığı çentiklerle şekillenen  rastlantıların; yaşamlara çizdiği yollar üzerine .... Keyifle okuyun, esen kalın.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma
Ben Kimin Sorusunun Cevabı Çok Uzakta
8/10
·336 syf.··
2023 19. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2023 09:28
Genç kahramanımız üzerinden birbirinden alakasız gibi görünen insanların nasıl ustalıkla ilişkilendirildiğini gördüğümüz harika bir roman. Yazar bize insanın ne olacağını asla bilemeyeceğini ustalıkla bir kaç kez gösteriyor. Huysuzlukları, ihtiyaçları, özlemleri ve aşkı cımbızla çekip keyifle okuyorsunuz. Tavsiye ederim.
Edebiyat & Roman
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma
9/10
·336 syf.·
2021 73. kitabı
Çok ama çok beğendiğim bir roman oldu Ay Sarayı. Yazarın tesadüfleri birbirine bağlama yöntemi, zaman ve mekanları olay akışları içinde kurgulama tarzı konudan daha fazla dikkatimi çekerek beni kendisine hayran bıraktı. Dili inanılmaz bir ustalıkla kullanmış. Hayran kalmamak elde değil. Kitabı elimden bırakamadığım gibi bitirmemek için de ağırdan aldım. Yine ana karaktere kızdığım, söylendiğim bir hikaye bu. Ama hayatta insanın başına gelebilecek çoğu şeye değinmesi ve hayatta kalmak için verilen çabalar göz önüne alındığında okurken hayretler içinde bırakmaması mümkün olamazdı. Bol süprizli, bol hüzünlü, bol stresli satırlar okuyucuyu bekliyor.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2020 38. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 01:17
Merhabalaar Paul Auster ile tanışma kitabımla geldim. Geçen aylarda okuduğum Yazdıklarıyla Yaşayanlar'da Auster en ilgimi çeken yazarlardan biriydi. Tanışmamız ise şansıma çok çabuk gerçekleşti Başlangıç için gayet uygun bulduğum, #sebepsizceokuyoruz grubumla çok çok konuştuğumuz, makaleler karıştıranların bilgiler aktardığı, herkesin de çok sevdiği bir isim oldu (ya da öyleydi zaten). Konusuna geçmeden önce arka kapak vesilesiyle @canyayinlari 'na selam çakıyorum. Kitabın başlarını okuyup yorum yapan bookstagram gibi olmuşsunuz, arka kapakla konunun hiçbir alakası yok Marco Stanley Fogg Beyciğimin rastlantılarla dolu, felsefik, paganizm öğeleri barındıran hayatı... Kitap, yazılanların yaşandıktan sonra Marco tarafından aktarılmasıyla bizim karşımıza çıkıyor. Gayrimeşru bir çocuk olan Marco, küçük yaşta annesini kaybediyor. Ne yazık ki bu tek kaybı da olmayacak. "Tesadüflere yalnız ahmaklar inanır." cümlesini bir karakter ortalarda zikreder, ben altını çizerim, okumaya devam ederim ve aslında tüm hikayenin birbiriyle nasıl harmanlandığını, tüm karakterlerin bir şekilde birbirlerinin hayatlarına değdiğini görürüm. Baktığımızda birçok noktada olacakları haber veren bir kitap imiş aslında. Ve Auster'ın genel tarzı bu tesadüfler, akıcılık ve duygu aktarımını etkileyici bir şekilde gerçekleştirmesiymiş. Kendi hayatından eklemeler yapması ve bunlara denk gelmek ise keyif veren noktalardan biriydi. Ay metaforunun hikayenin esas noktasını oluşturduğunu da ekleyeyim. Ben büyük bir kayıp yaşadığım bu son aylar içerisinde, Marco gibi birçok kaybı olan bir karakterle daha derin bir iletişim kurdum sanırım. Özellikle karakterin/karakterlerin olaylar karşısındaki tutumları ve düşünceleri ile Auster'a daha fazla tutuldum 4321 kitabı çok önerildi elbette. Ondan önce daha adı
Edebiyat
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma
8/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2017 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2017 17:04
Paul Auster çağdaş Amerikan edebiyatının önemli yazarlarından. Ülkemizde romanlarından çok 'Türkiye'nin demokratik bir ülke olmadığı' gerekçesiyle ülkemize gelmemesiyle daha çok gündem olmakta ne yazık ki. Yazarın okuduğum dördüncü romanı ve okumalarımın devamı da gelecektir. Birkaç kitabını bitirdikten sonra yazarın herhangi bir kitabı elinize geçtiğinde evet bu Auster romanı diyebilecek noktaya geliyorsunuz. Kitapları benzer şekilde tesadüfler üzerine kurulu olmasına rağmen kendisini tekrarlamayıp okuduğum her kitabında beni kalemine biraz daha hayran bırakıyor. Ay Sarayı tesadüfler ya da bir başka deyişle bir kader romanı. Kimine göre de yazarın en başarılı kitabı ama benim favorim hala Son Şeyler Ülkesinde. Bu kadar basit bir konu nasıl bu denli canlı bir hale getirebilir? İşte onun kitapları sıradanlığın çarpıcılığı! Auster romanlarının sanırım bir ortak noktası da karakterlerin yalnızlık duygusu. M.S Fogg hayattaki tek akrabası olan dayısını kaybettikten sonra yaşadığı boşluk, delirme ve yaşamın anlamını bulma arasındaki o ince çizgide gidip gelmesiyle başlıyor kitap ve bundan sonrası okuyucuyu tahmin edemeyeceği bir kurguyla sürüklüyor. Paul Auster kitaplarının sonlarından genellikle hoşlanmasam da kitapları daima en sevdiklerim arasında olmuştur; herhalde bu açıdan sonunu en beğendiğim kitabı bu diyebilirim. Ay Sarayı M.S Fogg un yalnızlığına, kendini keşfedişine gerçek bir yaşam öyküsü okur gibi eşlik edeceğiniz klasik bir Auster romanı. Eğer yazarın daha önce eserlerini okumadıysanız bu roman iyi bir başlangıç olabilir.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
Puan vermedi·302 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2018 22:01
Ay Sarayı Paul Auster'ın 1989'da yayınladığı 4'üncü (Farklı isimde çıkardığı bir kitabı daha vardı hatırlarsınız) kitabı. Hayatını anlattığı kitap dışında , New York Üçlemesi ve Son Şeyler Ülkesinde 'yi okumuştum bundan önce, yazar hakkında da detaylı bilgi vermiştim o incelemelerde. Ay Sarayı ne "New York Üçlemesi" gibi postmodern bir -pardon üç- polisiye ya da "Son Şeyler Ülkesinde" gibi distopik- Öyle miydi gerçekten?- bir hikaye. Bazı okurların en sevdikleri Paul Auster romanı hatta en sevdikleri şey olarak tanımladıkları bu kitap, bazılarına ise oldukça sıkıcı gelebiliyor. Herkesin dediği gibi tesadüfler üzerine bir kitap bu. Kitapta bir iki yerde “Hah! Sanki dünyada rastlantı diye bir şey olabilirmiş gibi. “ ya da “Rastlantı diye bir şey yoktur. Bunu yalnızca cahiller söyler.” tarzı cümleler geçse de Doktor Jivago'yu temize çıkaracak kadar çok tesadüf var bu kitapta. (Okumadım, incelemelerde öyle diyordu herkes) Baştan başlayalım isterseniz. Hatta ilk paragraftan. İnsanların Aya bastığı yıl başlıyor hikayemiz ve ilk paragrafta kitabın sonuna kadar ne olacağını söylüyor Paul Auster. Yani aslında ilk paragraftan sonrasını okumanıza hiç gerek yok. Ama o kadar parayı boşu boşuna vermediğinize inandırmak için kendinizi okumaya başlıyorsunuz. Kitap boyunca da bazı kırılma noktalarından sayfalar önce süprizbozan (alışamadım daha- spoiler) veriyor Paul Auster ve zaten tahmin ettiğiniz şeyi tahmin ettiğiniz anda o da söylüyor size. Ama kitabın başında nasıl başlamışsanız kitabı okumaya, böyle yerlerde de devam ediyorsunuz mecburen. Hedef önemli değil çünkü, yolculuk önemli. Evet yolculuk önemli ve bu yönüyle beat kuşağına yaklaşıyor biraz Auster. Kitap içinde çeşitli yolculuklara çıkıyoruz çeşitli
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2014805 okunma
7/10
·336 syf.··
2022 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2022 00:00
"Güneş, geçmiş, Dünya, bugün; Ay, gelecektir." Paul Auster'dan okuduğum ilk kitap oldu Ay Sarayı. Genel olarak tesadüflerin birbirine bağlanmasıyla birlikte birkaç hayat hikayesi anlatılıyor. İç monologların olduğu bir kitap. Kitapta ilk olarak ana karakterimiz Marco Stanley Fogg'un hikayesini dinledikten sonra, Fogg'un hastabakıcı olarak yanında çalıştığı Effing'in hayat hikayesini dinlemeye başlıyoruz. En sonda da Solomon adlı başka bir karakterinkini. Yazar, ay'ın üç döngüsünden esinlenerek üç karakterin hayat hikayesini anlatmaya karar vermiş. Ana karakterimizden kısaca bahsedecek olursak, Marco henüz on bir yaşındayken annesini trafik kazası yüzünden kaybetmiş, babasını ise hiç tanımamıştır. Victor Dayısı büyütür onu. Üniversitedeyken Victor Dayısını kaybeder Marco. Bunun üzerine gittikçe yoksullaşmaya başlar ve kendini yemeden, içmeden keser ve çalışmaz. En sonunda bir parkta yaşamaya başlar. Ve bir takım arkadaşları sayesinde kurtulur. İlerleyen sayfalarda da birçok tesadüfün bağlanmasıyla oluşan güzel bir olay örgüsü devam ediyor. Baba ve oğul figürleri üzerinde detaylı bir şekilde durulmuş bir kitap. Aslında her okurun seveceğini düşünmüyorum. Sonu beni tatmin etmedi. Ama yine de güzel bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Edebiyat
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2021 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 18:13
Paul Auster kitaplarını beğenmemek benim için zor. İçinde her zaman birden çok hikaye, sıkıcılıktan çok uzak akışkan anlatım, yakın dönem tarihi bilgi, dramatik olmadan anlatılan çöküşler, insani duygular... Bu kitapta da hepsi var. Bir geçmiş dönem anı hikayesinin içinde başka bir geçmiş dönem hayat hikayesi ve onlarla bir açıda kesişen başka geçmiş dönem anılar topluluğu. Bir yandan sonların mutlu olmasıyla ilgili bir zorunluluk hissetmediği için gerçek ama bir yandan da çok fazla rastlantı içermesi dolayısıyla gerçek dışı. Bir 4321 kadar değil ama sevdiğim ve önereceğim kitaplar arasına girdi.
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2021 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2021 01:44
Paul Auster Amerikan Edebiyatının önemli yazarlarınlarından. Ülkemizde de seveni tam seviyor sevmeyen de hiç sevmiyor sanırım bunun bir ortası yok okuyanlardan gördüğüm kadarıyla. Ben tam sevenler grubundayım. Yazarın kendine has üslubu olayları birbirine bağlayış tarzı, okurun kitapla ilgili tahmin yürüteceği yerde yine okurdan önce davranıp sonucu söylemesi ve bunu çok iyi ayarlayarak yapması..Ben Paul Auster 'i 3-4 yıl önce New York üçlemesiyle tanışıp çok sevmiştim. Diğer kitaplarına pek zaman ayıramamıştım. Bu yıl bir grup arkadaşım her ay yazardan bir kitap okuyalım birbirimizi motive ederiz, konuşur, tartışırız diye grup kurmuş bende hemen atladım tabi bu fırsat kaçmaz diyerek Mart ayı kitabımız Ay Sarayı kitabıydı. Benim elimde biraz süründü ama en sevdiğin Paul Auster kitabı oldu. Hikaye insanların Ay'a ilk ayak bastığı 1965 yılıbda anlatılıyor. Yazar daha ilk paragrafta kitapta bizi neyün beklediğini, kitabın sonunu söylüyor. Ee boşuna mı bunca para verdik daha başlamadan sonunu öğrendik oldu mu şimdi dediğinizi duyar gibiyim bende aynısı söyledim çünkü.. Aslında yolun sonunun değil önemli olan yolculuğun ,yolun önemli olduğunu görüyoruz kitapta. Sonunu bildiğiniz bir hikaye okurken nasıl bu kadar merak ettiriyor şaşırıp kalıyorsunuz. Bolca rastlantılar zinciri içinde buluyorsunuz kendinizi. Bazen bu kadar rastlantı fazla ama derken bazende hayatta rastlantı diye bir şey yok olamaz demekten alamıyorsunuz kendinizi. Kitapta ana karekterimiz Marco kendi yaşamını anlatıyor. Kitapta üç bölüm var her bölümde Marco'yla birlikte başka bir karekter daha incelenmiş. İlk bölümde Marco'nun yaşamında çok önemli bir yere sahip dayısı anlatılıyor. İkinci bölümde Marco'nın yaşamıyla birlikte tekerlekli sandalyedeki yaşlı adamın da hikayesini okuyoruz. Üçüncü bölğmde ise
Ay SarayıPaul Auster · Can Yayınları · 2019805 okunma

Yazar Hakkında

Paul AusterYazar · 37 kitap
Paul Auster (3 Şubat 1947, Newark, New Jersey - 30 Nisan 2024, Brooklyn, New York, ABD) ABD'li roman yazarı, şair ve senarist. Paul Auster, 3 Şubat 1947'de New Jersey'de, Polonya'dan ABD'ye göçmüş Yahudi bir ailede doğdu. Annesi bayan Queenie Auster, babası ise hukukçu bay Samuel Auster'dı. South Orange, New Jersey ve Newark'da büyüdü. Columbia Üniversitesi'nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim alan, 1971-1974 yılları arasında Fransa'da yaşadı. İlk evliliğini Amerikalı yazar Lydia Davis ile yapan Auster, 1981 yılında, bir başka tanınmış Amerikalı yazar Siri Hustvedt ile evlendi. Geleneksel kitap konularının dışına yüksek bir başarıyla çıkıp, yaratıcılığın sınırlarını genişletebilmiş olan Auster'in başlıca yapıtları arasında New York Üçlemesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı, Kırmızı Defter, Leviathan, Kehanet Gecesi, Duman, Görünmeyen, Yükseklik Korkusu, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam bulunuyor. Auster'in yazarlığa ilk başladığı yıllardaki sıkıntılı günlerinde Paul Benjamin imzasıyla yayınladığı bir de polisiye romanı vardır. Bu roman yazarın otobiyografik romanı 'Cebi Delik' in eki olarak yayınlanmıştır. Can Yayınları tarafından Seçkin Selvi 'nin çevirisiyle 'Köşeye Kıstırmak' adı ile 2000 yılında Türkçeye kazandırılmıştır. 2006 yılında İspanya'nın saygın ödüllerinden olan Asturias Ödülü'nü edebiyat dalında Paul Auster kazandı. 26'ncısı düzenlenen "Asturias Prensi" ödüllerinde, aralarında Orhan Pamuk 'un da yer aldığı 18 ülkeden 26 yazar edebiyat dalında aday gösterilmişti. Yazarın Duman (Smoke) ve Surat Mosmor (Blue in the Face) isimli senaryoları ünlü yönetmen Wayne Wang tarafından filme çekilmiştir. Daha sonra Lulu On The Bridge ( Lulu Köprüde) İsimli kitabını da kendisi filme çekmiş, hem senarist hem de yönetmen olarak yapıtın tüm aşamalarında bulunmuştur. Film hakkında yaptığı bir söyleşide kendi yazma biçimi üzerine konuşurken Peter Brook'un bir röportajından alıntı yaparak işlerinde mitlerin uzaklığıyla gündelik yaşamın sadeliğini kaynaştırmaya çalıştığını söylemiştir. Ödülleri 2006 - 26. Asturias Ödülü - Edebiyat