Sudaki İz

Ahmet Altan
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
256
Basım Tarihi:
Mart 2013
İlk Yayın Tarihi:
1 Ocak 2004
Yayınevi:
Everest Yayınları
ISBN:
9786051416175
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·256 syf.··
2024 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 14:04
Ahmet Altan'ı ilk defa okuyacak olanlar için tavsiye edeceğim bir kitap değil. Kalabalık karakter kadrosu ve bölümler arasında ani geçişler yapması kitabı kısa süreliğine elinizden bırakmanıza sebep oluyor. 80'li yıllarda devrimci gençlerin çatışmaları, aşkları,ideolojileri, her türlü yüzleşmeleri ve davaları uğruna verdikleri mücadeleyi okutmuyor adeta yaşatıyor.Kitap 3.basımından sonra müstehcen bölümler için degil de işkence sahneleri sebebiyle toplatılsaydı belki daha yerinde olurdu.İşgence sahnelerini atladığım için üzgünüm Ahmet Altan@Toplatıldıktan sonra 2 yıl yoğun bakımda kalan kitap,Can Yayınevinin edebi savunmasına müteakip suç teşkil eden sayfalara siyah bant çekilerek yeniden hayata döndürülüyor.Mahkeme kararı,kitabın yeni basımlarının ilk sayfalarında, sansürsüz bir şekilde yer alması da ayrıca keyif verdi. :) Keyifli okumalar.
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
8/10
·256 syf.··
2018 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2018 17:23
İşkence sahneleri ile dolu filmleri bile zorla izlerim. Evet itiraf ediyorum Testere serisini izlemedim hiç! İzleyemedim. İzleyemem. Kitabı okurken de ayni hislerle zorla okudum bazı sayfalarını. Karnımda garip bir karıncalanma hissi yaratacak derece canlı bir anlatımı vardı Altan'ın. "Siz gençsiniz, bilmezsiniz bir dönemler sağcılar solcular birbirlerini döverdi sebepsiz yere." minvalinde çok cümleler duymuşuzdur hepimiz. Evet bilmeyiz o günleri. Ama okuyoruz. Sudaki İz de o günleri çok güzel bir şekilde okuyucuya yansıtan bir hikayeye sahip. O garip günlerin içinde kahramanların kendi serüvenleri içinde kaybolup gidiyorsunuz adeta. Üzüntüler ve şaşkınlıklar içinde... Sağ-sol. Rengi ve kokusu bol memleketimizin birbirini en geç tanıyan (belki hala tanıyamayan) iki kolu, iki düşüncesi, iki dünya bakışı ve nihayet iki düşmanı. "Bu insanları birbirine düşman eden şey neydi?" diye uzun uzun düşündüm. Açıkçası bir cevap bulamadım. Bulan gelsin beri! Sağ-sol dedik. Neden insanlar karşısındaki kardeşini solcu/sağcı diye işkenceye maruz bırakır. Fiziksel ve ruhsal her türlü işkenceye. Mesela neden bıyıklı abiler kızıl saçlı, makyajlı kızların yurdunu basıp döverler kızları. Neden ilerici, açık görüşlü ve duygusal olduklarını iddia eden solcu abiler mahallenin kedisini karşı taraftakilere kendini okşattığı için boynundan asar? Anlamak zor. Zor değil imkansız. O günlerin ruhunu yaşamayan bizler sanırım bilemeyeceğiz. Gerçi şu günlerde de pek aşşağı kalır bir Türkiye'de yaşamıyoruz ya neyse. Gün gelir bu puslu boğuk günleri de çocuklarımız torunlarımız okuduğunda "vah be ne ahmaklıklar yaşanmış" derler, kim bilir? **** Hikayeden çok fazla bahsetmeyeceğim. Okunmasını tavsiye ediyorum. Akış ve edebi yön olarak bakacak olursak zaman zaman hikayeler arası geçişler yordu beni.
Edebiyat
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
Suda Kalan İz
Puan vermedi·256 syf.··
2025 113. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 04:06
Sudaki İz bir dönem kitabı olmakla birlikte anlattıklarıyla hem birey hem de toplum bazlı sanki günümüzünde belli eklentilerine seslenmektedir. Kendi yazıldığı dönmeden hareketle sağ-sol çatışmaları, toplum-devlet karşılaşmaları, öğrenci hareketleri ve kahramanların kendi iç çatışmalarını da ele almaktadır. Bu bağlamda hareketle Ahmet Altan çatışmalarla bir dönem ve ülke resmi çizmeye çalışmıştır. Diğer bir konuysa bazı noktalar aşırı derece de açık bir dille anlatılmıştır. Bunlar cinsellik ve işkence sahneleri yazarın kendi sansürüne uğramadan yazıya geçirilmiştir. Hatta bir işkence sahnesini okurken o kadar içselleştirmeye izin veriyor ki yazar; acıyı iliklerimde hissederek yüzüm ekşimişti. Buradan hareketle Ahmet Altan okuyucuya hem irite olabileceği hem de içselleştirebileceği bir eser ortaya koymuştur. Belki kitabın eleştiren noktalarından biri aşırı cinsellik sahneleri ve geçişlerdeki kopukluklar olabilir. Lakin bu da yazarın eser üzerindeki kendi özgürlüğü olduğunu düşündüğümden beni çok etkilemedi. Kısacası bir dönemi cüzzi miktarda da öğrenilmek istenirse göz atılabilecek bir kitap diyebilirim.
Duygu ve Düşünce
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2019 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2019 17:19
Ahmet Altan’ın diğer romanlarında da gördüğüm özellik bu romanda da karşımıza çıkıyor. Çok fazla karakter var. Kadro oldukça kalabalık. Anlatım çok gerçekçi. Ben hayvan belgeseli bile izleyemezken kitapta geçen işkence sahneleri beni oldukça zorladı. Yazar her şeyi yaşamış gibi tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş. Tabi kitabın yasaklanmasında bu sahnelerde bir etken olmuş. Bir kişinin hikayesini okurken aynı hikayede başka bir kişinin hikayesiyle karşılaşıyorsunuz. İlk zamanlar bu biraz yorucu oldu. Ama zamanla kullanılan tarza alışıyorsunuz. Sağ sol çatışması örgütler devrimciler işkence görenler işkenceciler kitapta bir dönemi yansıtan bir çok şey var. Her karakter kendine özgü. Hepsinin bir paydada buluştuğu ortak noktalar yok değil. Bütün karakterlerde birbiriyle bağlantılı. Okuma hızı olarak insanı yoran bir tarzı yok. Ahmet Altan romanlarını okumaya alışık olduğum için beni yormadı. Ama ilk kez okuyacak olanları da pek yaracağını düşünmüyorum. Şimdiden herkese keyifli okumalar.
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2023 00:27
Okuduğum ilk Ahmet Altan kitabı. Yakın bir arkadaşımın armağanıydı kitap. Bana hediye ettiğinde "Ahmet Altan, insanların fiziksel olarak bedenlerini de, duygusal olarak ruhlarını da çok başarılı soyabilen bir yazar" demişti. Ne kadar da doğru bir tespit Hayran kaldım insan ruhuna yaptığı yolculuklarda… Dehşete düştüm bir dava peşine takılıp insanın insana yapabileceği caniliklere… Hüzünle baktım inandıklarımızın ve kutsallarımızın bazen bizden neler neler götürdüğüne … Şaşırdım hiç anlamam sandığım insanları bu kadar iyi anlayıp onların dünyasına girebildiğime… Bir kadın vardı Fazıl’a … Bir sahne vardı… Hızla yağan yağmurun altında çamura düşüp, hıçkırıklarla ağlayarak yüzleşiyordu kendinden verdiği senelerle… Bir yandan da çok korkuyordu davasından döndüğünde içinde kalacağı boşluk, kaybedeceği sıcaklık için. Yalnızlıkta boğulmak kolay verilebilecek bir karar değildi . İşte ben o yağmurda ıslandım Fazıla ile beraber . Yaşadıklarının her zerresini hissettim içimde…. Kitapla ilgili tek eleştirim geçişler olabilir. Ne zaman geçmişe döndük, ne zaman hangi karakterin hayatına geçtik çok karmaşıktı başlarda . Sonra alıştım ve çözdüm galiba … Bu ilk Ahmet Altan kitabım . Ve son olmayacak diye düşünüyorum şimdi …
Roman
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
10/10
·256 syf.·
Beğendi
·
2024 12. kitabı
İlk defa bu yazarın bir kitabını okudum. Çok farklı anlatım ve işleyiş tarzı var. Ben çok beğendim çok başarılı buldum. Çok net ve güzel bir şekilde duygu aktarımı yapıyor. Kitabı okurken içinde bir köşesinde var olabiliyorsunuz. Çok fazla insan sayısı var ama belli bir sayfadan sonra hepsi netleşiyor. Zaten karıştıracak bir ağırlık yok. Tekrar sıkılmadan okurum diyeceğim bir kitap. Başka kitaplarını da alıp okumayı istiyorum.
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2017 82. kitabı
Lise yıllarımda merak edip aldığım bir kitaptı. Kitabın dışı jelatinle kaplanmıştı ve sadece arka kapak yazısını okuyarak almıştım. Dikkatimi çeken de yazarın bu kitap yüzünden yargılandığı ve kitabın yasaklandığı, ancak böyle güzel bir kitabın yok olmasına göz yumamadıkları için o sahneleri utanç bantlarıyla kapatarak, tekrar okurlara sundukları yönünde yazılan yazıydı. Ancak kitabı alıp, açtıktan sonra, tüm sayfaların olduğu gibi durduğunu ve hatta kitabın ilk sayfalarında da mahkemenin celse celse açıklaması yapılırken, aynı sayfaların da yargılanmaya neden olan sayfalar olarak tekrar sunulduğunu gördüm. Kitabı büyük bir merakla okudum ve pişman olmadım. Gençlerin hayatlarının üzerine oynadıkları kumarlar diyebilirim ve en çok etkilendiğim yer de, Ömer"in ananesi yaşındaki Mrs. Perkin"le olan ilişkisi. Mrs. Perkin"in sesi birden kesilmişti. Çünkü ölmüştü..
Hukuk
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
Devrimci gençlerin dava uğruna yaşadıkları bi kaç öykü diyelim Çok da kutsallastirmanin anlamı yok bence Bu romanı güzel Ortalamanin üstünde bence Gene kadın merkezli cinsellik öyküleri var Biraz uçarı belki ama okurken hoş
Edebiyat
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2020 69. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2020 08:14
Altan yine kalemini aglatarak konuşturmuş. Altan'ı "Icimizde Bir Yer" isimli kitabiyla tanıdım. Her okuduğum kitap bana bir oncekinden daha da heyecan verdi. Kalemine sağlık.
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2025 693. kitabı
Blogumdan alıntılanma yapıyorum. Bülent ile Fazılanın hikayesine ortak oluyoruz. Bülent,Fazılayı bir militan olarak değil de bir kadın olarak görmesi ve yaklaşması ile yaşadıkları aşk ele alınmış. Yazıldığı dönem iyi yansıtılmış. Keyifli okumalar.
Sudaki İzAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013876 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet AltanYazar · 23 kitap
1950 yılında Ankara'da doğdu. Annesi Kerime Altan, babası gazeteci Çetin Altan'dır. 1959 yılında ailecek İstanbul'a geldiler. Altan, ortaöğrenimini değişik okullarda devam etti. Bir süre Robert Kolej'e devam ettikten sonra Ankara Koleji'nde yatılı olarak okudu. Lise öğrenimini 1970 yılında İstanbul Kültür Koleji'nde tamamladı. 18 yaşında, lise öğrencisi iken evlendi. 1972 yılında bir kızı, 1980 yılında bir oğlu oldu. Bir süre Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ne devam etti. 1981 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu ve gazeteciliğe başladı. Gazetecilik yaşamı Gazeteciliğe Hürriyet gazetesinde gece muhabiri olarak başladı. Aynı gazetede şef muhabirliği, şeflik, dış haberler editörlüğü, köşe yazarlığı yaptı. Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet gazetesinde çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürdiye” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle gazetedeki işine son verildi. 2007 yılında Taraf gazetesinin kurucusu olan Altan, Alev Er ile birlikte Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra Er'in ayrılmasıyla gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etti. Gazetenin "Kum Saati" adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazdı. Eylül 2008'de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı. Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü'ne, 2011'de e Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere verilen Hrant Dink Barış Ödülü'ne layık görüldü. Altan, Aralık 2012'de Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti. Taraf'taki yazılarına son vermesinin ardından 2015'e dek roman yazdı. 7 Ekim 2015'te gazeteciliğe geri döndü ve Haberdar'da yazmaya başladı. TV programcılığı Doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırladı ve sundu. Romancılığı İlk edebî eseri "Paltolu Donkişot" adlı iki kişilik piyes idi. 1982 yılından itibaren romanlar ve deneme kitapları yayımladı. İlk romanı Dört Mevsim Sonbahar'da post modernist ögeleri kullandı ve romanın kendisini romanın konusu haline getiren üstkurmaca tarzı ile kaleme aldı. Bu romanı ile Akademi Kitabevi Roman Büyük Ödülü'ne değer görüldü. 1985 yılında ikinci romanı Sudaki İz yayımlandı. Çok satan ve çok eleştirilen bu roman, yayımlanmasından dokuz ay sonra müstehcenlikle suçlanarak toplatıldı. İki yıl süren yargılamadan sonra içindeki iki buçuk sayfalık bir bölümün müstehcen içerik olduğuna ve imhasına karar verildi. Kitap, müstehcen olduğuna karar verilen kısımları siyah bantla kapatılıp, mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararı da kitabın başına eklenerek yeniden yayımlandı. 1991'de üçüncü romanı Yalnızlığın Özel Tarihi yayımlandı. İlk romanında kullandığı üstkurmacanın çeşitli alt tekniklerini dördüncü romanı Tehlikeli Masallar'da uyguladı.[9] Bir türlü vazgeçilmeyen eski sevgilisiyle yeni bir sevgili arasında duyguları gidip gelen yalnız bir ini anlattığı bu roman, yılın en çok okunan romanlarından biri oldu. 1998 yılında yayımlanan beşinci romanı Kılıç Yarası Gibi, Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görüldü. Kılıç Yarası Gibi'nin devamı sayılabilecek altıncı romanı İsyan Günlerinde Aşk, 2001 yılında yayımlandı. Bu iki romanda II. Abdülhamid dönemindeki yönetim anlayışına, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin faaliyetlerine geniş yer verdi. Bu romandan sonra "Kristal Denizaltı", "Ve Kırar Göğsüne Bastırırken" adlı deneme kitaplarını "Aldatmak" ve "En Uzun Gece" romanlarını yayımladı. Bir kadının kocasını aldatırken, neredeyse an be an hissettiklerini anlattığı Aldatmak, beş günde yüz bin adet satıldı. Ara verdiği romancılığa 2012'de Taraf gazetesindeki görevinden istifa ettikten sonra yeniden döndü. Son romanı En Uzun Gece'den sekiz yıl sonra 2015 yılında Son Oyun adlı romanını yayımladı. Bu romanın kahramanı da uzun süredir roman yazamamış bir romancı idi. İki yıl sonra yayımladığı Ölmek Kolaydır Sevmekten adlı romanda 1912-1913 yıllarında toplam altı aylık bir sürede Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan olayları bir ailenin fertlerinin hatırladıklarına dayanarak anlattı. Kılıç Yarası Gibi ve İsyan Günlerinde Aşk romanlarındaki ailenin bireyleri bu romanda günümüzde yaşayan torunları Osman’la konuşarak tekrar okuyucuyla buluştular. Davalar Altan, 17 Nisan 1995'te Milliyet gazetesinde yayımlanan “Atakürt” başlıklı köşe yazısı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, gazetedeki işinden de kovuldu. 4 Ocak 2012'de Roboski katliamı ile ilgili kaleme aldığı “Devlet Yardakçılığı ve Ahlak” başlıklı yazısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme hapis cezasını 7 bin lira adli para cezasına çevirdi. 2 Eylül 2015'te Samanyolu Haber kanalında katıldığı bir programdaki konuşmalarından dolayı Altan hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na, hükûmete, kamu görevlilerine hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. 2016 Türkiye askerî darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Ahmet Altan ile kardeşi Mehmet Altan, 10 Eylül 2016 sabahında gözaltına alındı. Altan kardeşlerin, Nazlı Ilıcak ile beraber 14 Temmuz 2016'da (darbeden bir gün önce) çıktıkları TV programında “sübliminal darbe mesajı” verdikleri nedeniyle haklarında gözaltı işlemi uyguladığı belirtildi. Bu bağlamda Ahmet Altan, aynı zamanda darbeyi önceden bilmekle de suçlandı. Gözaltına alındıktan 12 gün sonra ifadesi alındı ancak savcılıkta açıklama yapacağını belirterek Emniyet'te yöneltilen hiçbir soruyu yanıtlamadı. Bu sırada Altan kardeşlerin avukatlarıyla Adliyede beraber bulunan HDP Milletvekili Garo Paylan, Altanlar hakkında verilen kararın daha avukatlara bile bildirilmeden önce, Sabah gazetesinin internet sayfasında yayınlanmasına tepki gösterdi. Kararın ardından Ahmet Altan tutuksuz yargılanmak üzere adlî kontrol şartıyla serbest bırakıldı ancak kardeşi Mehmet Altan tutuklandı. Serbest bırakılmasının üstünden 24 saat geçmeden Başsavcılığın itirazı üzerine nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince hakkında yakalama kararı çıkartıldı. ‘FETÖ üyesi olmak’ ve ‘hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4 Kasım 2019 tarihli kararıyla “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. 12 Kasım 2019 tarihinde tekrar tutuklandı. 14 Nisan 2021 tarihinde 4 yıl 7 ay kaldığı Silivri Cezaevi'nden tahliye edildi.