Sudaki İz

·
Okunma
·
Beğeni
·
2218
Gösterim
Adı:
Sudaki İz
Baskı tarihi:
1 Ocak 2004
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755103433
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sudaki İz
Sudaki İz
Ahmet Altan'ın ikinci romanı olan Sudaki İz, ilk kez 1985 yılının ortalarında Can Yayınları arasında çıkmıştı. Büyük bir ilgiyle karşılanan roman, yedi ay gibi kısa bir süre içinde üçüncü basımına ulaşmıştı. Bu son basımın üzerinden iki ay geçtikten sonra kitap toplatıldı. Yargılama iki yıl sürdü. Sonunda İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi kitaptaki iki buçuk sayfalık bir bölümü `müstehcen' bularak, kitabın `zoralım ve imha'sına karar verdi. Kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlamak, yasalarımıza göre yeni bir suç oluşturmuyor. Daha sonra, işte bu güvenceyle Sudaki İz'in dördüncü basımının başına, adı geçen mahkeme kararını da ekledik. İki buçuk sayfası yüzünden kitabın bütününün sonsuza dek yok sayılmasına gönlümüz razı olmadığından ve özgür bir düşünce ve yaratım ortamının geleceğine de inanarak, Sudaki İz'in suçlu sayılan satırlarının üzerini siyah utanç bantlarıyla kapattık, yani suç ögesini ortadan kaldırdık ve kitabın yeni basımlarını böyle hazırladık. Mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararını da kitabın başına ekledik. Bitkisel hayata sokulmuş bir kitaba, biraz oyuncaklı da olsa, yeniden can vermenin sevinci içindeyiz.
256 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
İşkence sahneleri ile dolu filmleri bile zorla izlerim. Evet itiraf ediyorum Testere serisini izlemedim hiç! İzleyemedim. İzleyemem. Kitabı okurken de ayni hislerle zorla okudum bazı sayfalarını. Karnımda garip bir karıncalanma hissi yaratacak derece canlı bir anlatımı vardı Altan'ın.

"Siz gençsiniz, bilmezsiniz bir dönemler sağcılar solcular birbirlerini döverdi sebepsiz yere." Minvalinde çok cümleler duymuşuzdur hepimiz. Evet bilmeyiz o günleri. Ama okuyoruz. Sudaki İz de o günleri çok güzel bir şekilde okuyucuya yansıtan bir hikayeye sahip. O garip günlerin içinde kahramanların kendi serüvenleri içinde kaybolup gidiyorsunuz adeta. Üzüntüler ve şaşkınlıklar içinde...

Sağ-sol. Rengi ve kokusu bol memleketimizin birbirini en geç tanıyan (belki hala tanıyamayan) iki kolu, iki düşüncesi, iki dünya bakışı ve nihayet iki düşmanı. "Bu insanları birbirine düşman eden şey neydi?" diye uzun uzun düşündüm. Açıkçası bir cevap bulamadım. Bulan gelsin beri!

Sağ-sol dedik. Neden insanlar karşısındaki kardeşini solcu/sağcı diye işkenceye maruz bırakır. Fiziksel ve ruhsal her türlü işkenceye. Mesela neden bıyıklı abiler kızıl saçlı, makyajlı kızların yurdunu basıp döverler kızları. Neden ilerici, açık görüşlü ve duygusal olduklarını iddia eden solcu abiler mahallenin kedisini karşı taraftakilere kendini okşattığı için boynundan asar? Anlamak zor. Zor değil imkansız. O günlerin ruhunu yaşamayan bizler sanırım bilemeyeceğiz. Gerçi şu günlerde de pek aşşağı kalır bir Türkiye'de yaşamıyoruz ya neyse. Gün gelir bu puslu boğuk günleri de çocuklarımız torunlarımız okuduğunda "vah be ne ahmaklıklar yaşanmış" derler, kim bilir?

****

Hikayeden çok fazla bahsetmeyeceğim. Okunmasını tavsiye ediyorum. Akış ve edebi yön olarak bakacak olursak zaman zaman hikayeler arası geçişler yordu beni. Karakterlerin hepsinin ayrı bir hikayesi var ve Altan bu hikayeler arasında geçiş yaparken okuyucusunu sürprizlere boğmayı seçmiş. Şöyle ki Necip'in hikayesini takip ederken uzun bir kaç paragraftan sonra kendinizi bir anda Fazıla ile birlikte buluyorsunuz. Ne zaman Fazıla'ya geçiş yaptık ki diyerek şaşkınlık yaşadığım çok oldu. Aslında güzel bir tat veriyor bu his ama sürekli olması az biraz canımı sıktı sanırım.

****
Kitabın bazı sayfaları müstehcenlik içerdiği için üçüncü basımından sonra "zoralım ve imha" kararı ile toplatılmış. İki yıl boyunca bitkisel hayata mahkum bırakılan eser Can Yayınları'nın biraz dolambaçlı bir yöntemi ile tekrar okuyucusu ile buluşturulmuş. Yayınevi, suç teşkil eden sayfalara siyah bant çekmiş ancak kitabın başında mahkeme kararını yayınlamış. Bu karar metninde yasaklı olan sayfalar sansürsüz biçimde yer alıyor. Çünkü mahkeme kararlarını yayınlamak suç teşkil etmiyor.
256 syf.
Lise yıllarımda merak edip aldığım bir kitaptı. Kitabın dışı jelatinle kaplanmıştı ve sadece arka kapak yazısını okuyarak almıştım. Dikkatimi çeken de yazarın bu kitap yüzünden yargılandığı ve kitabın yasaklandığı, ancak böyle güzel bir kitabın yok olmasına göz yumamadıkları için o sahneleri utanç bantlarıyla kapatarak, tekrar okurlara sundukları yönünde yazılan yazıydı. Ancak kitabı alıp, açtıktan sonra, tüm sayfaların olduğu gibi durduğunu ve hatta kitabın ilk sayfalarında da mahkemenin celse celse açıklaması yapılırken, aynı sayfaların da yargılanmaya neden olan sayfalar olarak tekrar sunulduğunu gördüm. Kitabı büyük bir merakla okudum ve pişman olmadım. Gençlerin hayatlarının üzerine oynadıkları kumarlar diyebilirim ve en çok etkilendiğim yer de, Ömer"in ananesi yaşındaki Mrs. Perkin"le olan ilişkisi. Mrs. Perkin"in sesi birden kesilmişti. Çünkü ölmüştü..
256 syf.
·15 günde·Beğendi·7/10
İdealleri uğruna hayatlarını harcayan gençlerin öyküsü. Kitabın siyasi bir içeriği olmasına rağmen çok çarpıcı sahneleri var. Sürükleyici ve etkileyici bir roman ben beğendim.
256 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ahmet Altan’ın diğer romanlarında da gördüğüm özellik bu romanda da karşımıza çıkıyor. Çok fazla karakter var. Kadro oldukça kalabalık. Anlatım çok gerçekçi. Ben hayvan belgeseli bile izleyemezken kitapta geçen işkence sahneleri beni oldukça zorladı. Yazar her şeyi yaşamış gibi tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş. Tabi kitabın yasaklanmasında bu sahnelerde bir etken olmuş. Bir kişinin hikayesini okurken aynı hikayede başka bir kişinin hikayesiyle karşılaşıyorsunuz. İlk zamanlar bu biraz yorucu oldu. Ama zamanla kullanılan tarza alışıyorsunuz. Sağ sol çatışması örgütler devrimciler işkence görenler işkenceciler kitapta bir dönemi yansıtan bir çok şey var. Her karakter kendine özgü. Hepsinin bir paydada buluştuğu ortak noktalar yok değil. Bütün karakterlerde birbiriyle bağlantılı. Okuma hızı olarak insanı yoran bir tarzı yok. Ahmet Altan romanlarını okumaya alışık olduğum için beni yormadı. Ama ilk kez okuyacak olanları da pek yaracağını düşünmüyorum. Şimdiden herkese keyifli okumalar.
256 syf.
·Beğendi·9/10
Ilk kez Ahmet Altan okudum diger kitaplarını bilmiyorum ama bu kitabını okumak Ahmet Kaya dinlemek gibiydi.

Paramparça hayatlar. Kesik ve silik anılar. Düşünceler. Duygular. Zaman. Hüzün. Anlamsızlık.
256 syf.
·Puan vermedi
Nispeten okunulabilecek bir kitap, biraz karışık bir anlatım.Çabuk geçişlerle okuyucu da ilgi çekmeye çalışırken, kopukluklar yaratıyor ve bu kitaba ilgiyi artırıp dikkat çektireceğine kafa karıştırıyor.
256 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Oncelikle ilk Ahmet Altan kitabim. Merak edip aldim fakat okurken cok sıkıldım. Karmasik bir anlatimi vardi. Kahramanlari benimseyemedim olaylari da oyle. Diger kitaplarini bilmem ama bu kitabini tavsiye edemeyecegim.
264 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ruhların içinde ki dalgalanmaların hesaba sığmaz şekilde sahile vurduğu, düşüncelerin med cezirlere maruz bir kayık gibi fütursuzca sallandığı, imgelemelerle bezeli lezzetli bir yolculuk. Yeryüzünde 2 tip insan varmış. Biri normal insanlar diğeri, kadınlar.
Yaşlılıktan korkacağım aklıma gelmezdi. Dokunulmaz olduğunu sanıyordum, dokunulur olduğunu gördüm. Çabucak gecti ama şimdi aldırmıyorum.
Ne o?dedi Kimse bizi öldürmedi diye üzüldün mü yoksa?
Yoo biz kimseyi öldürmedik diye üzüldüm.
Tehlikenin karşısında dostlarıyla durmak, giysilerini çıkarmadan sevişmek gibi bir şeydi. Oysa çırılçıplak olmak istiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sudaki İz
Baskı tarihi:
1 Ocak 2004
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755103433
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sudaki İz
Sudaki İz
Ahmet Altan'ın ikinci romanı olan Sudaki İz, ilk kez 1985 yılının ortalarında Can Yayınları arasında çıkmıştı. Büyük bir ilgiyle karşılanan roman, yedi ay gibi kısa bir süre içinde üçüncü basımına ulaşmıştı. Bu son basımın üzerinden iki ay geçtikten sonra kitap toplatıldı. Yargılama iki yıl sürdü. Sonunda İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi kitaptaki iki buçuk sayfalık bir bölümü `müstehcen' bularak, kitabın `zoralım ve imha'sına karar verdi. Kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlamak, yasalarımıza göre yeni bir suç oluşturmuyor. Daha sonra, işte bu güvenceyle Sudaki İz'in dördüncü basımının başına, adı geçen mahkeme kararını da ekledik. İki buçuk sayfası yüzünden kitabın bütününün sonsuza dek yok sayılmasına gönlümüz razı olmadığından ve özgür bir düşünce ve yaratım ortamının geleceğine de inanarak, Sudaki İz'in suçlu sayılan satırlarının üzerini siyah utanç bantlarıyla kapattık, yani suç ögesini ortadan kaldırdık ve kitabın yeni basımlarını böyle hazırladık. Mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararını da kitabın başına ekledik. Bitkisel hayata sokulmuş bir kitaba, biraz oyuncaklı da olsa, yeniden can vermenin sevinci içindeyiz.

Kitabı okuyanlar 280 okur

  • Tuba Saruhan
  • Kadri kardaş
  • Ugursalan
  • Serra Arslan
  • €π√€® T€¶€©!K
  • Alper T.
  • Betul Arslan
  • Alpay
  • Enver Tepecik
  • Gözde Aktan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%4.9 (3)
8
%3.3 (2)
7
%3.3 (2)
6
%3.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0