Adı:
Ada
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
314
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392677
Orijinal adı:
İsland
Çeviri:
Seniha Akar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Ada
Ada
Huxley , Ada'da Batı'nın bilimsel-teknolojik üstünlüğüyle Doğu'nun bilgeliğini ustaca kaynaştırırken, özgür ve mutlu bir yaşamın çıkış noktası olarak bu sentezi gösterir. Düşsel ada Pala'da bireyler sınırsız bir düşünce özgürlüğü içinde yaşarlar; yeteneklerini ve yaratıcılıklarını alabildiğine geliştirme şansına sahiptirler. Mutluluk da bu sınırsız özgürlükten kaynaklanır.

Savaşların, kişisel ve toplumsal yıkımların, demografik baskının, amansız rekabetin, yeryüzünü çılgınca saran tüketim tutkusunun, yozlaşan insani değerlerin yol açtığı kozmik umutsuzluğun karşısına umudu, barışı ve sevecenliği koyar Huxley Ada'da. Budist Palalılar için asıl amaç, gerçek dünya ile kendileri arasında duyular yoluyla uyumlu bir ilşki kurmaktır. Beş duyunun yarattığı sınırsız algılama biçimleri insanın benliğini aşmasını sağlar. Bu yüzden, sevişme töresi el üstünde tutulur Pala'da.

'... Ada belki de Huxley'in en karamsar yapıtıdır. Hırsın, kitlesel iletişimin, petrole doymak bilmeyen taşımacılığın, nüfus artışının, yerleşik düşmanlıkların yoğunlaştığı bir dünyada, Pala'da, özgürlük ve mutluluk vahası'nda yaşayan barışçı ve işbirlikçi bir toplumun var olma şansının ne kadar az olduğunu gösteren Huxley'in keskin gözlemini yansıtır...'
Ada'da, yazar, Endonezya takımadaları yöresinde, gerçek haritalarda olmayan düşsel bir adayi yani Pala'yı anlatır. Pala'da çizilen düş ülkede, toplumun bireyleri, mutluluğa bilimsel bir güdümle koşullanmış değillerdir. Mutlulukları alabildiğine özgürlüğe dayanan Pala toplumu, dış dünyaya kapalı bir toplum olsa da eğitim konusunda , dünya devletlerinden farklı bir eğitım sistemiyle, teknolojik olarak gerekmeyen bilgiler yerine mutlulukları için gerekenleri öğrenmek üzerine kurulmuştur. Pala'daki petrol, altın ve bakır kaynakları komşu devletlerin iştahını fazlasıyla kabarttığı için, bu ülkedeki kaynakları ele geçirmenin yolunun , Pala halkını teknoloji ile tanıştırmak ve tüketim toplumuna dönüştürmekten geçeceğini bildikleri için yeni başa geçicek Raca'dan başlayarak işe girişirler...
Günümüz dünyasında kuvvetli devletlerin, var olan kaynakları kullanmak için mutlu toplumlara nasıl müdahale edip, onları sömürdükleri ve fakirleştirdiklerini rahatlıkla görebiliyoruz. Kitapta anlatılanlar ise, bu mutlu toplumun nasıl kurulduğu ve korunmaya çalışıldığını anlatıyor. Keşke böyle bir ada olsa ve ben de orada yaşasam dedim kitabı okurken. Bakalım siz de aynı şeyi düşünücekmisiniz. Keyifli okumalar..
Öncelikle bu kitap beni, Cesur Yeni Dünya kadar içine çekip sarsmadı. Cesur Yeni Dünya'yı bir günde nefessiz okumuştum.. Bu kitapta, Cesur Yeni Dünya hazzını alamama sebebimin, Budizm ve doğu dinleri hakkındaki ilgisizliğim ve bilgisizliğim olduğunu düşünüyorum. Kitap çoğu kısımda Budizm'in bakış açısıyla dünyayı ve insanları yorumluyor, Budizmi aktif olarak işliyor. Özellikle "Ada"nın hikayesini, "Ada"nın yaşam ve kültür hayatını, eğitim sistemini öğrenirken bunu çok yoğun hissediyorsunuz. Dediğim gibi, benim Budizm hakkında pek fazla, hatta neredeyse hiç bilgim olmadığından, kitabın bazı yerleri çok havada kaldı ve sıkıldım. Sonuçta büyük bir kavram bilgisi gerekiyor kitabın bakış açısını yakalayabilmek için. Her ne kadar kelimeler Türkçeleştirilmiş olsa da, bu kelimelerin ifade ettiği dinsel anlam, okunulan ve anlaşılandan öte oluyor. Bir de, yabancı kaynaklı eserlerde genel olarak Hristiyanlıktan ve Batı kültüründen kaynaklı kişilere, olaylara, ifadelere çok yer verildiği için, kitabı anlayabilmek maksadıyla sıklıkla sözlük kullanmam gerekti. Bu da hızımı düşürdü, ilgimi azalttı. Ama eğer Budizm ve Hristiyanlık hakkında bilginiz varsa, Batı kültürü ve kişilerine ilgiliyseniz keyifle okuyabileceğiniz bir kitap olabilir. Yazarın hayal ve yorumlama gücü, çıkarımları, dünyaya ve eylemlere yüklediği anlam her zamanki gibi oldukça vurucu çünkü..
  • 1984
    8.9/10 (6.047 Oy)6.395 beğeni16.889 okunma2.764 alıntı86.365 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.582 Oy)8.861 beğeni28.815 okunma850 alıntı140.171 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.485 Oy)8.074 beğeni22.886 okunma849 alıntı90.198 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.355 Oy)19.118 beğeni43.558 okunma3.021 alıntı183.622 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.317 Oy)9.283 beğeni25.744 okunma1.844 alıntı119.273 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.440 Oy)3.938 beğeni13.022 okunma1.236 alıntı53.239 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.500 Oy)7.908 beğeni21.454 okunma4.030 alıntı129.937 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.923 Oy)8.881 beğeni26.417 okunma2.688 alıntı115.238 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.756 Oy)13.465 beğeni34.667 okunma3.445 alıntı146.608 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.598 Oy)9.104 beğeni25.442 okunma1.572 alıntı127.247 gösterim
Edebiyatta ada temasını işlemiş, güzel romanlardan biri..Modern denilen fakat kokuşmuş dünyaya bir başkaldırı, bir sistem önermesi yapılmış..
Genel olarak ütopya türünde yazılmış kitapları pek beğenmem. Onları açıkçası sıkıcı bulurum. Yazar, düşüncelerini sunmak ve onların yararını ortaya koymak için fazla ayrıntıya girer ve bu da eserin akıcılığına sekte vurur. Ayrıca ütopyalar gerçeklikten uzak oldukları için bana fazla zorlama gelirler. Bir türlü beni inandırıp içlerine almayı başaramazlar. Aynı durum bu roman için de kısmen de olsa geçerli. 15 bölümden oluşan kitap 14. bölüme kadar oldukça sıkıcı ve tekdüzeydi, sık sık yarım bırakmayı düşündüm ama bir şekilde devam ettim. Son iki bölümü ise oldukca başarılı bulduğum için devam etme kararımdan pişman olmadığımı söylemeliyim.

Hikayemiz ütopik bir ada ülkesi olan Pala'da geciyor. Pala dış dünya ile sınırlı ilişkileri olan bir kraliyet. Onlar bu sınırı kendi yönetimlerinin bekaası acısından gerekli görüyorlar. Petrol ve diğer doğal kaynaklar bakımından zengin olmalarına rağmen bunları ihtiyacları ölçüsünde kullanıyor ve büyük firmalarla ticaret anlaşması yapmıyorlar. Özellikle sahip oldukları petrol çok uluslu petrol şirketlerinin dikkatini çekiyor ve onlar açısından bu durum büyük bir güvenlik riski oluşturuyor. Bu şirketlerden birinin piyonu olan komşu ada ülkesi Rendang'ı yöneten Albay Dipa'nın Pala'yı ele geçirip Büyük Rendang'ı kurma hayalleri var. Bu konuda tahtın şimdiki varisi olan ve 18 yaşına basınca Raca olacak Batı hayranı Murugan ve annesi Rani'nin de desteğine sahip. Pala'nın ise buna karşı koyabilecek bir ordusu yok ve kaçınılmaz son her an yaklaşıyor.

Pala Budist bir toplum ve bundan üç kuşak önce adanın hükümdarı olan Raca ve onun Batılı doktoru Dr. Andrew MacPhail tarafından Budist dininin en ilerici ilkelerinin tekrar yorumlanması; eğitim, sanat, sağlık, sosyal hayat dahil hayatın her alanında uygulanması ve kendi kendine yeten milli bir ekonomi modelinin benimsenmesiyle ortaya cıkmış ütopik bir yönetime sahipler. Pala'daki yönetim sistemi ile günümüzde Batı'da hakim olan sistem arasında pek bir benzerlik yok ve birçok açıdan Pala daha insancıl ve ilerici bir yaklaşımı benimsemiş durumda. Ama bu yaklaşım onları dünyadan izole etmiş ve müttefiksiz bırakmış.

Hikayenin baş kahramanı William Farnaby çokuluslu petrol firmalarından birinin temsilcisi ve bir tekne kazası sonucunda Pala sahiline çıkıyor. Bir tepeyi tırmanmaya calışırken düşüp bacağını yaralıyor. Palalılar kendisini tedavi edip iyileştiriyorlar. Onlara kendini bir gazateci olarak tanıtıyor ve gercek niyetini saklayarak adada bir ay kalma izni alıyor. Palalı yöneticiler kendisine adayı ve adada uyguladıkları ütopik sistemi tanıtırken o Murugan ve Rani ile kendi petrol şirketi arasındaki pazarlıklar konusunda gizlice aracılık yapıyor. Ama zaman içinde adayı ve adadaki sistemi daha iyi tanıdıkça Pala'ya ve Palalılara karşı içinde bir sempati uyanıyor ve bir iç hesaplaşma yaşamaya başlıyor.

İlk başta belirttiğim gibi roman yavaş ilerliyor ve kimi zaman oldukca sıkıcı olabiliyor. Romanın sonuna gelebilmek için gercekten sabırlı olmak gerekiyor. Ama son iki bölüm gerçekten buna değiyor. Bu bölümler ölüm ve Tanrı hakkında ve gerçekten etkileyiciler.
Bir Cesur Yeni Dünya kitabı kadar güzel olmadığini düsündügüm kitaptır. Kitap distopya grubuna girmektedir. Huxley'nin kaleminin ve hayalinin sınirları tahmin edilemez ama ben de çok da mukemmellik hissi uyandırmayan kitaptır.
Konu oldukça ağır ilerliyor, okurken beni baya yoran bir kitap oldu. Yine de tavsiye edilebilecek nitelikte, zaman zaman yarıda bırakmak istediğim ama yinede sonunu merak ettirdiği bir roman oldu
Özünü budizme dayandıran bir Ütopya kitabı. Kurguda aksiyon bekleyenlere tavsiye etmem. Tamamen fikir üstüne kurulmuş ve doğu batı felsefesi içine serpilmistir. Yazarın engin bilgileri karşısında etkilenmemek mümkün değil. Böyle bir dünyada böyle bir Ütopyanın varlığının nasıl tehtid altında olacağınada değinen yazar ölmeden önce bu eseri iyi ki bize sunmuş diyorum.
Cesur Yeni Dünya' yı çok beğenerek okumanın hevesiyle aldığım ama hayal kırıklığı yaşadığım kitap. Huxley'nin ütopyası ideal toplumu anlatıyor anlatmasına ama orada bile insandaki yıkıcılığı vurguluyor. Meraklısına...
Mutlu adada yaşayan Pala toplumu, okura, bir deniz kazası sonucu kendini bu adada bulan gazeteci Will Farnaby’nin karşılaştığı olaylar, kişiler, durumlar ve deneyimlediği mistik fanteziler aracılığı ile aktarılıyor. Farnaby, Robinson Crouse’nin aksine ıssız bir adada değil, “dış dünya”dan kopuk ancak kendi içinde tutarlı bir medeniyet inşâ etmiş bir toplumun içinde bulur kendini. Modern Pala toplumunun kuruluşu yaklaşık iki nesil önce yaşamış olan İskoçyalı Dr. Robert ile adanın önderi Raca’nın idealinden doğar. Dr. Robert, Batı’nın ilmini ve tekniğini, Raca ise Doğu’nun mistik yaşantısını, töre, ahlak ve eğitim ilkelerini aynı toplum ideali etrafında bir araya getirir. Ortaya fizyoloji, ruhbilim, aile yaşayışı, sivil örgütlenme, cinsel ilişkiler, sevgi, tanrı ve ölüm gibi konularda karakterize edilmiş bambaşka bir toplumsal hayat ortaya çıkar. Ancak, Ada’nın el değmemiş petrol rezervi küresel şirketlerin ve darbeyle başa gelmiş askerî bir liderin iştahını kabartmaktadır. Gazeteci Farnaby, adaya ilk geldiğinde Pala’nın zengin petrol yataklarında gözü olan dış güçlerle ve ada içindeki yerli işbirlikçilerle ilişki kurup onlarla ortak çalışsa da zamanla Ada’daki hayat ona oldukça cazip gelir. Farnaby, Palalıların dinsel yaşayışında aydınlanmayı andıran ve bir nevi kendinden geçiş yaratan “moşa”yı kullandığında tam bir bilince ve kavrayışa erişir. Ancak komşu ülke Rendang’daki askeri yönetim silahlı saldırılar sonucu Ada’yı ele geçirir ve toplumun altını üstüne getirir.

Huxley’in, ilmek gibi inceden inceye örgülediği Pala toplumu, günümüzün militarist aşırılıklar içindeki dünyasının karşıtı. İki dünya savaşını da görmüş bir beynin ürünü olan Ada, toplumsal mutluluğun ustaca ütopize edildiği bir roman olarak okunmayı fazlasıyla hak ediyor.
Üstelik acılarınızı kimselere iletemezdiniz, onlarla başbaşa, yapayalnızdınız.
Aldous Huxley
Yol Yayınları EPUB
Öyle ya, sen de bir gün öleceksin, belki elli yıl sonra, belki yarın. Kim bilir? Ama ölüm bir gerçek, hazırlıklı olmamak ise aptallık.
Aldous Huxley
Yol Yayınları EPUB
Eğer bir insan kendini Tanrıya adamışsa ki ben böyleyim, Bay Farnaby, korkmak için bir nedeni olmamalı. Bu şartlarda korkmak günahkârlıktır
Aldous Huxley
Yol Yayınları EPUB

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ada
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
314
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392677
Orijinal adı:
İsland
Çeviri:
Seniha Akar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Ada
Ada
Huxley , Ada'da Batı'nın bilimsel-teknolojik üstünlüğüyle Doğu'nun bilgeliğini ustaca kaynaştırırken, özgür ve mutlu bir yaşamın çıkış noktası olarak bu sentezi gösterir. Düşsel ada Pala'da bireyler sınırsız bir düşünce özgürlüğü içinde yaşarlar; yeteneklerini ve yaratıcılıklarını alabildiğine geliştirme şansına sahiptirler. Mutluluk da bu sınırsız özgürlükten kaynaklanır.

Savaşların, kişisel ve toplumsal yıkımların, demografik baskının, amansız rekabetin, yeryüzünü çılgınca saran tüketim tutkusunun, yozlaşan insani değerlerin yol açtığı kozmik umutsuzluğun karşısına umudu, barışı ve sevecenliği koyar Huxley Ada'da. Budist Palalılar için asıl amaç, gerçek dünya ile kendileri arasında duyular yoluyla uyumlu bir ilşki kurmaktır. Beş duyunun yarattığı sınırsız algılama biçimleri insanın benliğini aşmasını sağlar. Bu yüzden, sevişme töresi el üstünde tutulur Pala'da.

'... Ada belki de Huxley'in en karamsar yapıtıdır. Hırsın, kitlesel iletişimin, petrole doymak bilmeyen taşımacılığın, nüfus artışının, yerleşik düşmanlıkların yoğunlaştığı bir dünyada, Pala'da, özgürlük ve mutluluk vahası'nda yaşayan barışçı ve işbirlikçi bir toplumun var olma şansının ne kadar az olduğunu gösteren Huxley'in keskin gözlemini yansıtır...'

Kitabı okuyanlar 104 okur

  • Berna Sevindik
  • Frida M
  • Pınar Cinisli
  • Mustafa Dal
  • Cansu Slny
  • Özlem
  • Yusuf
  • cansu
  • AlexisZorbA
  • Kübra Toprak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12
25-34 Yaş
%32
35-44 Yaş
%44
45-54 Yaş
%6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.6
Erkek
%52.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.8 (23)
9
%14.5 (8)
8
%16.4 (9)
7
%12.7 (7)
6
%5.5 (3)
5
%1.8 (1)
4
%5.5 (3)
3
%0
2
%0
1
%0